4 Ağustos 2014 Pazartesi

İnternetten Maç Yayını

   Uzun zamandır aklımda 'internetten en iyi nasıl maç izlenir?' konusu hakkında bir şeyler yazmak vardı. Öncelikle herkesin kullandığı normal sitelerden yapılan yayınlar var. Diğer seçenekleri gördüğünüzde bunu hiç aklınıza bile getirmeyeceğiniz için geçiyorum.


SOPCAST

Bu programı yaklaşık 2 sene önce Twitter sayesinde öğrendim. Zamanla yayın kalitesiyle beraber kullanımı da arttı. Öncelikle şunu da belirtmeliyim ki Türkiye için yayın konusu çok kısıtlı. Bu konuda beklentiniz azsa Rusya, İspanya, İngiltere'deki liglerle de ilgilenirim derseniz asıl konuya geçiyorum. Bu programı indirip kurduğunuzda aşağıdaki ekran karşınıza çıkacaktır.

İzlemek istediğiniz her kanalın bir numarası var, bunu Channel-****** şeklinde yazarsanız kanala bağlanabilirsiniz. "can not access Sopcast service" şeklinde bi hata alırsanız DNS ayarlarınızı değiştirmeniz gerekecektir. Sopcast'te canlı kanallar bölümünde genelinin 24 saat açık olduğu kanallar bulunmakta. Ancak bunlar sizin işinizi görmeyecektir. Sopcast için  linkleri http://www.wiziwig.tv/ veya http://online-sports.ws/ gibi sitelerden bulabilirsiniz. İlgili linke tıkladığınızda yayının başlaması için sizden onay isteyecektir. Açtığınız çoğu kanal düzenli olarak maç yayınlayacaktır bunları favori kanallarınıza eklemenizi öneririm. Sopcast'te maç izlerken aldığım bir görüntüyü de paylaşıyorum fikir edinmek için.


Görüntü kaliteniz ortalama olarak bu şekilde olacaktır. En iyi yayınların Rus kanallarında olduğunu da söylemek lazım. Sadece futbol değil basketbol maçlarını, haber kanallarını, müzik kanallarını bu sayede izleyebilirsiniz. Wiziwig Forumda 24 saat açık olan kanalların listesi de var.

ACE STREAM

Bu seçenek Sopcast'ten daha uğraştırıcı ve internet hızı yüksek olanlara hitap ediyor. (İnternet hızım 8Mbit olmasına rağmen oldukça sorun yaşıyorum.) Sopcast'te 0.5-1 dakika Ace Stream'de 1-2 dakika arası geç gelir yayınlar. Maçları izlerken sosyal medyada zaman geçirmezseniz çok önemli bir sorun değil. Bu da Ace Stream için bir ekran görüntüsü.


Ace stream kurmak için öncelikle programı indirmemiz gerekiyor. Daha sonra da Vlc Player kurduktan sonra program kullanıma hazır.Programı açtıktan sonra aşağıdaki bölüme kanal numarasını yazarak yayını açabilirsiniz. 

Son olarak kendi fikrimi de belirteyim. Ben genel olarak Sopcast kullanıyorum ve çok memnunum. 108 ekran bir televizyonda bile yayın NtvSpor, Eurosport gibi kanalların HD yayınıyla boy ölçüşecek düzeyde. 
NOT: Programlar için indirme linkleri yazının içinde mevcut.
Sorunuz olursa kendi bildiğim kadarıyla yardımcı olurum. İyi eğlenceler...


5 Şubat 2013 Salı

Milan


Yaklaşık 2 haftadır blogda yazı yazmak için güzel konular bulamıyorum. Yeni konu için araştırma yaparken bu fotoğrafı gördüm. Elimde blogda yayımlamak için yaklaşık 500 fotoğraf varken bunu ilk sıraya aldım. Bana göre yılın fotoğraflarından. Bu arada bilmeyenler için hatırlatalım Pique ile Shakira'nın çocuklarının adı Milan. (Fotoğrafı Marca'da gördüm ama Unicef'in web sayfasında olduğu söyleniyor.)

22 Ocak 2013 Salı

Fenerbahçe'nin Bayan Basketbolu

Son 15-20 günde planladığım TKBL'de sezonun 2. yarısı başlamadan yayınlamayı düşündüğüm yazıya ancak 2.devrede ilk hafta geride kalmışken başlayabildim. Fenerbahçe'yi elimden geldiğince değerlendirmeye çalışacağım. Şu an vereceğim istatistikler de Euroleague'de 11.haftaya kadar olan istatistiklerdir. İlk konu yeni transferlerle Fenerbahçe...


Fenerbahçe


Ağır bir sakatlık geçiren Penny Taylor ayrılırken onun yerini doldurmanın ne kadar zor olduğu biliniyordu. Sezonun ortasında takıma katılan Cappie Pondexter bu ayrılıkla birlikte takımın en önemli parçalarından biri oldu. Geçen sezon Ros Casares'i şampiyon yapan koç Roberto İniguez de takımın başına geçti. Kısa bir değerlendirmeyle kendisinden bahsedersek takıma inanılmaz savunmalar yaptırma kabiliyetine sahip.Ayrıca basketbola olan ilgisi çok yukarılarda. Skor ne durumda olursa olsun oyuncularla iletişimi, onları uyarması çok dikkat çekiyor. Takıma dönecek olursak Babkina eski koç Dikeoulakos ile birlikte Targoviste'nin yolunu tuttu. Tamane ise şimdilerde Nadezhda forması giyiyor. Son olarak Nevriye Yılmaz ezeli rakip Galatasaray'a imza attı. Yerinin dolması en zor oyuncunun o olduğu açıktı. Ve yeni transferler. Penny Taylor'ın yerinde alınacak Avrupalı oyuncu Angnieszka Bibrzycka oldu. Beşiktaş'tan Esra Şencebe de takıma katıldı. Tamane'nin yerinde gelen isim Verameyenka takımın kalitesini daha da artırdı. Çok şans bulamasa da Yasemin Horasan da takımda görev bekliyor. Bu sezon takımda görülen bir başka hareketlilik de altyapı oyuncularının çok süre alması. Bu isimlerin başında Olcay geliyor. 93 jenerasyonunun bir başka yıldızı Özge Kavurmacıoğlu ve diğer isimlerden daha sonra bahsedeceğim.


Fenerbahçe sezonu geçen sezon olduğu gibi yine Ankara'da Galatasaray karşısında açtı. Maç öncesi Galatasaray'ın eksiklerinden dolayı mutlak favori konumdaydı. Maç 62-45 gibi kısır bir skorla bitti. Yeni transfer Verameyenka da ilk kez sahneye çıktı ve iyi bir performansla beğenildi. Ardından zorlu lig maratonu Canik Belediyesi maçıyla başladı. İlk 14 maçı namağlup atlatan takım Galatasaray'ın önünde lider.

Canik Belediye-Fenerbahçe: 59-80
Fenerbahçe-Mersin BŞB: 77-54
Homend Antakla BLD-Fenerbahçe: 60-67
Fenerbahçe-İstanbul Üniversitesi: 84-66
Fenerbahçe-TED Ankara Kolej: 85-54
Fenerbahçe-Tarsus Belediye: 77-60
Fenerbahçe-Ceyhan Belediye: 80-68
Samsun Basketbol-Fenerbahçe: 55-78
Fenerbahçe-KASKİ: 98-62
Edremit Belediye-Fenerbahçe: 59-70
Fenerbahçe-Galatasaray: 83-67
Beşiktaş-Fenerbahçe: 54-95
Fenerbahçe-Botaş: 87-57
Fenerbahçe-Canik Belediye: 84-66

Maç sonuçlarından da anlaşılacağı gibi Fenerbahçe maçların çoğunu ezici bir üstünlük sağlayarak kazandı. 10 sayının altında farkla biten tek maç Homend Antakya maçı. Bu maçların 10 tanesini izleme şansı buldum ve bana göre iyi ve kötü olan noktaları paylaşacağım. Özellikle belirtmekte fayda var ki bu maçların çoğunda son çeyreklerde rotasyonda az şans bulan oyuncular mücadele etti. Bu maçlardan ciddi diyebileceğimiz Galatasaray maçında ise rotasyon 7 kişide kaldı. Bu kadar sık maç oynayan bir takım için en önemli sorun bu. Özellikle Olcay, Yasemin ve Esra büyük maçlarda oynayabilecek kapasitedeler. Olcay'ın şans bulamadığı her dakika Birsel'de yorgunluk belirtileri oluyor. Bu dakikalarda Esmeral'i guard pozisyonunda kullanmak yerine Olcay'ı hazırlamak bence en mantıklı çözüm olur. Bu sorunun en çok baş gösterdiği maçlar Türkiye Kupası'ndaki maçlar oldu. Son 4 sezonda olduğu gibi Galatasaray'a kaptırılan kupada oyuncuların faul problemine girmesi vs. gibi durumlarda çok sorun yaşadı takım. Bu sorunun çözümü için ise boş durulmadı tabi ki. Nevin-Verameyenka-Matovic üçlüsünün yanına Ieva Kublina transfer edildi. Euroleague'de bu sezon Uni Györ forması giyen Letonyalı oyuncu 11,1 sayı 6,6 ribaund ve 2,2 asist ortalamaları tutturmuş durumda. Bu arada yapılan sözleşme sezon sonuna kadar. Gelecek sene için bu seneki performansına ve takımın hedefleri tutturup tutturmamasına göre karar verilecektir.

Takımın bir başka sorunu ise skor olarak çekişmeli maçlarda sıkıntı yaşaması. Ligde neredeyse her maçın büyük farklarla bitmesi büyük maçlar için sıkıntı yaratıyor. Bu sorun Galatasaray ile oynanan kupa finalinde açıkça belli oldu. Euroleague'de bundan sonraki aşamalar için sıkıntı devam edebilir.

Takımın kötü diyebileceğimiz yönlerine baktıktan sonra iyi yönlerine bakalım. Altyapı bunların başında geliyor bana kalırsa. Maçlarda genç oyuncuları izlemek için son çeyrekleri bekler olduk. Bu zevkin nirvanasını ise ilk yarının son maçı olan Botaş maçında yaşadık. Son periyotta Hülya Çoklar ve Cansu Köksal oyuna girdi. Altyapının kazandırdığı isimler bunlarla sınırlı değil. Rotasyonda daha büyük yere sahip olan Olcay için umutlar bir hayli yüksek. Beşiktaş, Samsun, Ted, Kaski ve Canik maçlarında daha uzun süreler izleyebildik Olcay'ı. İlk maçlarında sadece baskılı savunmasını görebilsek de sonraki maçlarda ciddi dış şut yeteneğini gösterdi. Hücumda çok top kullanmaması şimdilik dezavantaj gibi duruyor ancak önünde çok zaman olduğunu belirtmekte fayda var. Bunların dışında sezonun ortasında Beşiktaş'a giden Emel Türkyılmaz da altyapının ürünlerinden. Altyapının en verimli oyuncusu ise şüphesiz Özge Kavurmacıoğlu. Beşiktaş ile bu sezon çıktığı 14 karşılaşmada ortalama 34 dakika sahada kalırken Jovanovic'den sonra takımın sayı lideri. 7,9 ribaund ortalamasıyla da takımın lideri. (Ayrıntılı istatistikler için tıklayın). İlk 13 maçta galibiyeti bulunmayan Beşiktaş'ın yeni transferlerden sonra toparlanma sürecinde neler yapacağı çok önemli. Seneye uzun sürelerle takımda izleyebiliriz onu.
Takımın saha içindeki en büyük artıları ise çok yüksek potansiyelli hücum gücü ve gerektiği zamanda yapılan baskılı savunma. Bu baskılı savunmayı anlatabilecek bir istatistik: 9 Euroleague maçının 5'inde ve 14 TKBL maçının 4'ünde rakip bir çeyrekte 10 sayının altında attı. (İstatistik Fenerbahçe Dergisinin yazarı Ege Özışık'tan) Bu savunma ile Roberto İniguez'in adını yan yana koyunca geçen sezon Euroleague finalinde Ros Casares ile yaptıkları muazzam savunmayı hatırlamamak elde değil. Koç uzun zaman bu takımın başında kalırsa savunma ile çok büyük işler yapabiliriz.

Sezonun şimdiye kadarki döneminde bazı oyuncular takımı sırtlarken bazıları da büyük hayal kırıklığı yarattı. Bu sezonun bana göre en beklenmedik katkıları hep Esmeral'den geldi. Özellikle unutamadığım Ceyhan maçında çok çok önemli katkı yaptı. Mental olarak büyük sorun yaşadığımız zamanlarda takımı yukarıya taşıyan isim oldu. Takımın en istikrarlı oyuncusu kesinlikle. Kaptan Birsel bu sezon çok gösterişli işler yapmasa da takımı oynatan isimlerin başında geliyor. Ondan daha iyi hücum katkısı beklemek ise olağan. Özellikle ligdeki play-offlarda ve Euroleague'de önemli maçlarda sorumluluk almaktan kaçınmayacaktır. Fenerbahçe pota altının güvencesi Ivana Matovic en iyi dönemlerinden birini geçiriyor. Dış şutlarının verdiği güven takımı bir hayli rahatlatıyor. Onun yerini doldurabilecek biri olmaması en büyük şanssızlığı. Ve takımın bir numaralı silahı Cappie Pondexter. Çekişmeli giden maçlardaki hırsı gerçekten görülmeye değer. En kritik anların bir numaralı oyuncusu o şimdilik. Bu takımda eleştireceğim isimlerin başında ise Kübra geliyor. Belki biraz ağır olacak ama varlığı hem altyapıdakilere hem de takıma zarar. Şu zamana kadar gördüğüm en kötü oyunculardan biri.

Euroleague Women 2012/2013

Geçen sezon İstanbul'da sonlanan ve birçok hikayeye sahne olan ligde maalesef sezon umduğumuz gibi bitmemişti. Euroleague'de seyirci rekorunun kırıldığı maçta Fenerbahçe'nin Galatasaray karşısındaki galibiyeti ardından gelmeyen şampiyonluk... Hiç şüphesiz basketbolseverleri en çok üzen olay kaçan şampiyonluktan çok Penny Taylor'ın sakatlığıdır. Tüm Final 8'in kaderini belirleyen olaydı. Bu sezondan sonra Euroleague'in en iyileri Türkiye'ye geldi bazıları da gitti. Yaz boyu pek haberi yapılmasa da olaylı derbiden sonra büyük cezaların alınacağı söyleniyordu neyse ki bunlar hep lafta kaldı. Ve güzel bir transfer döneminin ardından sezon yeniden başladı.

Bu sezon 3 takımla katıldığımız Euroleague'de işler yolunda gidiyor. Burada yorum yapmak için bana göre erken bu yüzden şimdilik sadece istatistikleri paylaşıyorum. İstatistikler için resimlerin üzerine tıklamanız yeterli.
Sayı ortalamaları

Asist ortalamaları

Ribaund ortalamaları

Takımların maç başına attıkları sayılar


Takımların maç başına yedikleri sayılar


26 Aralık 2012 Çarşamba

La Masia


2012 yılının sonlarında çoğu sitede yılın fotoğrafları yayınlanmışken gördüğüm bu fotoğraf üzdü. İspanyol elperiodico.com sitesinde gördüğüm bu fotoğraf her gün daha fazla konuşulan La Masia'dan. Bana göre yılın en iyilerinden.

25 Aralık 2012 Salı

CSKA Yıldızları Mutfakta


Sosyal medyayı en iyi kullanan Euroleague ekiplerinin başında CSKA geliyor. Yaptıkları her işten sonra Youtube sayfalarında paylaşıyorlar. Aynı zamanda instagram hesapları da var. Buyrun bu da son videoları.

Top 16 Öncesi F Grubu

Euroleague'de grup aşamasının ardından asıl heyecanın başlamasına çok az kaldı. Transfer döneminin ardından ilginç mücadelelerle dolu bir Top 16 bizi bekliyor. Yeni formatla birlikte takımların 14 maç yapacak olması seyirciler için büyük şans. Maçlar öncesinde F grubuna bir göz atalım. 

Caja Laboral


Sezonu şanssız bir şekilde Olympiacos deplasmanında yenilerek açan Caja Laboral o maçta büyük umutlar vermişti. Ancak ilk 7 karşılaşmanın ardından aldıkları tek galibiyetle Top 16 için şansları çok düştü. Önlerindeki 3 karşılaşmayı da alarak buraya gelmeleri gerçekten kolay bir iş değildi. İşlerin yolunda gitmemesi sonucu sezonun başı sayılabilecek bir zamanda Ivanovic'in yerine Zan Tabak geldi. Yeni koçuyla ilk karşılaşması tam bir faciaydı. Zalgiris karşısında takım olarak sadece 31 verimlilik puanı almış olmaları bile maçı anlatmaya yeter. Ondan sonraki Milano karşılaşması ise takımın zirve yaptığı noktaydı. Milano'yu saf dışı bırakmaları bu gruptaki takımlar için iyi oldu diyebiliriz. Ne yapacağı belli olmayan bir Milano'yu kimse karşısında görmek istemezdi. Takımın grup aşaması boyunca kötü performans göstermesinin ana nedenlerinin başında dar rotasyonu geliyor. Bazı maçlarda katkı alabildikleri/oynatabildikleri oyuncu sayısı sadece 7'ydi. Bu dezavantajı kapatmak için de Omar Cook ile anlaştılar. Bu hamle bir nebze rahatlatacak olsa da 14 maç gibi uzun bir periyotta sıkıntı yaşamaları muhtemel. Yaşadıkları maddi sıkıntılar nedeniyle Nocioni, Oleson gibi birçok oyuncusunun ismi transferlerde geçti ancak bir sürpriz olmazsa bu kadroyla girecekler Top16'ya. Takımın grup aşaması boyunca istatistiklerine bakınca ribaund sorunu yaşadıkları her maçta yenildiklerini görüyoruz. Takımın en önemli sıkıntılarından biri de skorlarının hep dengeli dağılmış olması. Baskı altında skor üretecek net bir oyuncuları yok. Gruptaki olası yerlerine gelince 4-5-6 arası gidip geleceklerini düşünüyorum. Özellikle temsilcilerimiz için içeride ve dışarıda hedef takımlardan biri. 

Fenerbahçe Ülker

Sezona çok umutlu girilmesine rağmen grup aşamasında beklentilerin karşılandığını söylemek çok zor Fenerbahçe için.. Top 16 'nın son maçta kazanılması da takımda büyük stres yarattı. Ligde Galatasaray maçıyla liderliğin alınması ise Cantu maçından sonra başlayan toparlanmayı hızlandırdı. Ülker Sports Arena'nın açıldığı tarihten bu yana ilk kez kapalı gişe bir maç oynandı. Top 16'da özellikle Barcelona'yla, Maccabi'yle ve Olympiacos'la içeride oynanacak karşılaşmalarda taraftar baskısının yaratılması çok önemli. Sezon başına dönersek takımı değerlendirmek için yazdığım yazıda Barış ve Batiste transferlerinin Pianigiani'nin isteğiyle yapılmadığını belirtmiştim. Nitekim Batiste'in büyük ihtimalle takımdan ayrılacağı söyleniyor Barış konusunda yaşananlar ise ortada. Bremer transferinin başarısızlığından sonra daha çok süre alan Barış iyi işler yaptı. Özellikle takımı oynatma konusunda büyük yararı dokunuyor. Ancak Euroleague için pek düşünülmediği de açık. 



Grup aşamasını değerlendirecek olursak üst seviye maçlarından hiçbirini kazanamadı Fenerbahçe. Bunlar içinde en önemlisi içeride oynanan Real Madrid karşılaşmasıydı. Kötü oyuna rağmen dengede kalan skor Fenerbahçe lehine dönse çok farklı şeyler konuşuyor olurduk. Bu üst düzey maçlarının kazanılamamasında en büyük neden şüphesiz Bo'nun hala tam olarak geçtiğini söyleyemediğimiz sakatlığı. Takımın bir arada az oynamış olmasını da beraberinde getirdi bu sakatlık. Takımın genel oyununa dönecek olursak 4 kısalı bir sistem üzerinde ısrar ediliyor. Bu sistemin en kötü yanı ise ribaundlardaki sorun. Oğuz'un, Batiste'in ve Andersen'in tek uzun kaldığında yaşanılan sıkıntılar takımı Top 16 öncesi transfere itti. Shelden Williams 4 kısalı sistemde daha ideal bir isim gibi duruyor. Savunma anlamında neler olabileceği ise yine soru işareti. p&r oynayacak bir oyun kurucunun olmaması büyük bir dezavantaj. Takımın bir diğer yeni transferi ise Tripkovic. Partizan altyapısından yetiştikten sonra yaşadığı sakatlıkların da etkisiyle hiç bekleneni veremeyen bir oyuncu. Fenerbahçe'nin oynadığı düzende kapalı savunmaları açmak bir hayli zor. Bu işi yapabilecek Bogdanovic'in bir alternatifi yoktu. Tripkovic'in dış şut konusunda takıma ortalama bir katkı vermesi bile yeterli olacak gibi gözüküyor. Bakalım Tripkovic ilk büyük macerasında neler yapabilecek.


Top16 öncesi takımın neler yapabileceğini düşünürsek gruptan çıkmak olası gözüküyor. Ancak bunun için içeride büyük maçların kazanılması ve deplasmanda Beşiktaş, Khimki ve Caja Laboral'den galibiyet alınması şart. Takım ilk maçında zorlu Barcelona deplasmanına çıkıyor. İlginç bir istatistik ise bu maçla ilgili Barcelona'nın evinde yenildiği en son takım Fenerbahçe. Bunun üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti. Burada alınacak bir galibiyet takım performansını inanılmaz derecede artırabilir. Barcelona en son ligde Malaga'ya kaybetti. Ancak bu maçta da büyük favoriler. Sert savunmalarını aşmak kolay olmayacak. 

Beşiktaş


Sezona kısıtlı kadro ve az umutla başlayan Beşiktaş grubundaki hedef maçlarını kazanarak Top16'ya geldi. Büyük maçlardaki oyunları, istatistikleri ise Top 16 için hiç iyi sinyaller vermedi. Bu nedenle grubun en zayıf halkasını oluşturduklarını söylesek yanlış olmaz. Sezon içinde sürekli transferle meşgul olduklarını da söylemeliyiz. Kısıtlı kadrolarına takviye gerektiği doğruydu ancak transfer politikaları ne kadar doğru o tartışılır. Kaliteli 2 isim almak yerine hep rotasyonu genişletmeye yönelik hamleler yapıldı. EuroBasket elemelerinde Dasic'i takip edenler için de sezon hayal kırıklığı oldu. Milli takımda inanılmaz işler yaparken Beşiktaş'ta aldığı kısa süreleri iyi değerlendiremedi. Takımdan bir an önce gönderilmeye çalışılması da bir hayli garip. Garanti kontratı olan bir oyuncunun her şartta denenmesi lazım. Beşiktaş son 2 transfer hamlesini de Cemal Nalga ve Daniel Ewing üzerine yaptı. Ewing'in yapacakları tamamen soru işareti. Cemal Nalga transferinde ise yoğun bir taraftar baskısı var. Bakınca haksız da gözükmüyorlar. Nalga ilk oynadığı Efes maçında rezil denilebilecek bir performans gösterdi. Vidmar'ın o bölgede alternatifsiz olması nedeniyle az da olsa onun performansına ihtiyaç var. Transfer konusu ne yazık ki pek iç açıcı değil ancak sahada yapılanlar büyük bir saygıyı hak ediyor.


Beşiktaş iç sahada oynadığı maçlarda tempolu basketboluyla galibiyetler aldı. İlk maçlarda en büyük silahları Christoher olsa da ilerleyen zamanlarda takımın tek liderinin Jerrells olduğu kanıtlandı. Ekstra skor anlamında Christopher çok önemli. Barcelona maçlarında toplam 108 sayı atabilmesi takımın bu durumun ne kadar sıkıntılı olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Jerrells'ın da büyük maçlarda etkisiz ve yetersiz kalması Top 16 maçlarını bir hayli zor hale getiriyor. Grup aşaması boyunca Murat Can'ın verdiği katkıyı kimse verebilmiş değil. Pek parlak sayılmayacak bir Ankara macerasının ardından istikrarıyla göz dolduruyor. 

Beşiktaş Top 16'da hedef maç diyebileceğimiz Caja Laboral ve Khimki maçlarını kazanabilir ancak Top 8 için şansları çok değil. Tabi bu tahminler takımın şimdiye kadar gösterdiği performansa bağlı. Büyük maçlardaki skor sorunu aşılırsa bir ihtimal şansları olabilir. Sezonun ilk maçı da hayati bir maç. Khimki'ye sahalarında kaybederlerse sezon onlar için erken bitebilir. 

Montepaschi Siena


Grubun kağıt üstünde zor gözükse de sıkıntılı takımlarından biri. İlk 3 ve son 2 maçlarını kaybetmiş olmaları en dikkat çeken istatistikleri. Takımın birçok oyuncusundan ayrılmasından sonra kurulan ekibin kısmen başarılı olduğunu söylemek lazım. Bobby Brown tüm maçlar boyunca takımın en dikkat çeken ismi oldu. 19,5 sayı ve 5,7 sayı ortalamaları takımın grup aşamasındaki en iyi performansı. Bunun yanında David Moss 11,1 sayı ortalamasıyla katkı verdi. Alışılmış bir Siena özelliği olarak da Euroleague'in en çok sayı atan takımı oldular. Top 16 öncesinde Mario Kasun ile de yollarını ayırdılar. Sezon başında KK Zagreb'den gelen Kasun sezon boyu ortalama 10 dakika sürede 5 sayı 4 ribaund ortalamalarıyla oynadı. Top 16 öncesi taraftarın beklentisi tabi ki Top 8'e kalınması ancak grupta 4. sıra için inanılmaz bir mücadele olacağı kesin. İlk maçları grupta da karşılaştıkları Maccabi ile. Son yıllarda oynanan maçlara bakılırsa maçın çekişmeli geçeceği açık. 


Barcelona 


Euroleague'de şimdiye kadar durumundan memnun olan takımların başında Barcelona geliyordur şüphesiz. Son maça kadar namağlup devam etmeleri ve son maçta da CSKA'ya 3 sayıyla kaybetmeleri çok sürpriz oldu. Kadrolarındaki ufak gençleşme hareketinin de olumlu iş yaptığı göz önüne alınırsa gelecek seneler için de beklentiler büyük. Sezon başında yaptıkları Tomic ve Jawai transferleri büyük ölçüde tuttu. Hücumda skoru iyi paylaşan takımlardan biri Barcelona ayrıca. Kadroları hücum anlamında çok zengin olsa da Euroleague'in en iyi savunma yapan takımına sahipler. Şampiyonluk adaylarının en güçlüsü olarak görünmeseler de işlerini çok iyi yapıyorlar. Sık sık eleştirilen Pascual ve sistemi kendilerinin küçük görülmesini çok iyi kullanıyor. Grubun matematiksel olarak favorisi onlar olarak gözüküyor. İç sahada en son 2010'da Fenerbahçe'ye kaybettiler ve ilk maçları da Fenerbahçe ile. En çok zorlanacakları maç Olympiacos deplasmanı olacaktır. 

Maccabi Tel Aviv



Grubun 3 baba takımından biri Maccabi. 8 galibiyet 2 mağlubiyetle Siena'nın da bulunduğu gruptan lider olarak geldiler. Kadrolarında kapsamlı bir gençleşme hareketi var. Çok klasik olacak ama tecrübeli oyuncularla genç oyuncuların iyi anlaşıp başarı getirmesini bekliyorlar. Ohayon-Hickman-Eliyahu-Logan dörtlüsü takımı sırtlamış götürüyorlar. Bu dörtlüye en iyi katkı verenlerin başında da Malcolm Thomas geliyor. Atletik yeteneklerini her maç daha da su üstüne çıkarıyor.Grup aşamasının en güzel hareketi de onun inanılmaz smacı seçildi ayrıca. İstatistiksel anlamda bu isimlere bakacak olursak:
David Logan: 11,1 sayı
Eliyahu: 10,1 sayı 3,9 ribaund 2,9 asist 
Ohayon: 7,7 sayı 3,9 asist
Rick Hickman: 13 sayı 3,4 asist


Top 16 öncesinde transfer döneminin en gözde oyuncularından Darko Planinic ile anlaştılar. Adriatik liginde 15,7 sayı 6,1 ribaund ortalamalarıyla mücadele eden 22 yaşındaki genç oyuncunun gelmesinin ardından da Shermadini takımdan ayrılarak Olympiacos'un yolunu tuttu. Maccabi bu gruptan rahat çıkacaktır ve bana göre ilk sıra için de iyi bir mücadele verecektir. Nokia Arena'da onları yenmek çok zor. 


Khimki


Bazı takımlar vardır hep küçümsenir ancak büyük işler yaparlar. Onlar büyük işler yapar yapmasına ama küçümsenmeye devam ederler. Böyle bir takım Khimki. Top 16 öncesi Panathinaikos'un yerine bu gruba düştüğü için gruptaki bütün takımların memnun olduğundan eminim. Buna ben de dahil herkes temsilcilerimiz için hedef takım olarak gösterdik Khimki'yi. Gruplarda Fenerbahçe ile aynı grupta olduğundan biraz daha fazla izleme şansı bulduk. İyi takım oyuncuları var ve eğer Top 16'ya kalmamış olsalardı şüphesiz çoğu takım oyuncularına talip olurdu. Ben bu grupta onların çok şansının olmadığını düşünüyorum yine de. Fridzon, Planninic ve Loncar hepsi Top 8 için sonuna kadar mücadele edeceklerdir ancak onların hedefinin gerçekleştirmeleri için her maç ekstra oynamaları lazım. Aşağıdaki istatistiklerin yeterli olması imkansız.
Planninic: 13,4 sayı 5,3 asist
Kelvin Rivers: 9,4 sayı
Loncar: 8,4 sayı 4,8 ribaund
Fridzon: 12,3 sayı 3,1 asist

Olympiacos


Geçen sene gelen efsane şampiyonluğun ardından yapacakları tamamen soru işaretiydi. Geçen seneden daha iyi ancak yine geç form tutan bir takım olarak karşımıza çıktılar. Bu sezonun onlar için en önemli yanı karşılarındaki takımın onlara inanılmaz saygı duyması. Gruplarda Zalgiris'in ardında kaldılar. Aldıkları 2 mağlubiyet var biri İstanbul'da Anadolu Efes'e diğeri de Zalgiris'e. Zalgiris mağlubiyeti kabul edilebilir ancak Efes mağlubiyetinin açıklaması yok. Geriye düştükleri anda maçtan koptular. Bu maçtan kopmalar tek maça özel mi onu ancak Top 16'da görebiliriz. Ayrıca o maçın çok farklı bir havada geçtiğini hatırlamakta fayda var. Zira Efes'li oyuncular o gün inanılmaz yüzdelerle şut atmışlardı. Top 16 öncesi transfer çalışmalarına dönecek olursak Shermadini'yi kadrolarına kattılar. Gaziantep'e gelen Dorsey'in yerine bu transfer(Söylemesi bile garip). Takımda bireysel performanslara bakacak olursak 2012'de Avrupa'nın en iyi oyuncusu demekten çekinmeyeceğim Spanoulis harika oynuyor. Printezis'in performansı geçen seneki kadar gösterişli olmasa da iyi. Genç yıldız Papanikolaou da bu ligin en iyi şutörlerinden biri oldu bile. %60'lık 3 sayı yüzdesiyle takıma çok iyi katkılar veriyor. Bunların dışında Kyle Hines 10,3 sayı ortalamasıyla mücadele ediyor. Olympiacos için tek sorun Shermadini transferinin başarısındaki soru işareti gibi duruyor. Bu grupta sıralamayı belirleyecek takım onlar olacak bana göre. Lider olmamaları için hiçbir sebep yok. 




17 Aralık 2012 Pazartesi

Duvarlara İşlenen Aşklar #1


Pankart, koreografi, tezahürat... Hepsi taraftarların vazgeçilmezi fakat adlarını duvarlara işlemeleri ayrı bir sanat. Şimdilik elimizde 4 fotoğraf karesi olsa da devamı gelecek.

Flamengo 

Lech Poznan

Masseria-Napoli





Marcelo&Enzo

Sosyal medyayı en iyi kullanan futbolcuların başında Marcelo geliyor. Özellikle Insagram hesabında oldukça etkin. Şimdiye kadar paylaştığı fotoğraflardan bazılarını seçmeye çalıştım pek kolay olmasa da. Real Madrid'in maçlarını takip edenler Marcelo'nun ne kadar eğlenceli biri olduğunu bilir Enzo da onun yolunda yürüyor gibi.










Modanın Yeni Kurbanı Kagawa


İngiltere'de günün olayının kahramanı Shinji Kagawa. Her spor arenasında oyuncular dansla rezil olurken o    sesiyle karşımıza çıkıyor. Performansı yeşil saha performansının çok çok uzağında.

26 Kasım 2012 Pazartesi

TKBL'de Altıncı Haftanın Panoraması


TKBL'de altıncı hafta geçilirken Fenerbahçe yenilgisiz liderliğini sürdürdü. 6. haftaya girilirken mağlubiyeti olmayan Kaski ise ilk mağlubiyetini şanssız bir şekilde hem de evinde Canik Belediyesi'den aldı. Ligin ilk derbisi ise Galatasaray ile Beşiktaş arasında oynandı.

Galatasaray 81-43 Beşiktaş
Beşiktaş'ın Galatasaray'ın eksik kadrosuna bile rakip olamayacağını biliyordu herkes. Abdullah Sözer'in beklentimiz yok açıklamaları ise gerçekten üzücüydü. Az bir bütçeyle ligde 3. sıraya oynayabilecekken bu yolu kendileri seçtiler. Maçı hatırlayacak olursak Galatasaray harika bir seriyle başladı maça Abdi İpekçi'de. Ardından Beşiktaş'ın çabaları skoru eşitlemeye yetse de daha sonra Galatasaray maça ağırlığını iyice koydu ve 38 sayı gibi ezici bir farkla salondan ayrıldı. Beşiktaş'ın 33 sayısı Breland ve Jovanovic'ten geldi. Galatasaray'da ise Ann Wauters'ın 23 Whalen'ın 12 sayılık katkısı vardı. Ribaund konusunda rakibine 54-30 üstünlük kuran Galatasaray 19 da asist üretti. Bu sonuçla Galatasaray 1 mağlubiyetle yoluna devam ederken Beşiktaş ligin dibinde kalmaya devam ediyor.

Maç öncesinde Abdi İpekçi'de Öğretmenler Günü'ne özel bir tören vardı.

Bu da maç sırasında yapılan çalışma.

Samsun Basketbol 69-78 Mersin 
Samsun: Anda Jelavic 12 sayı, Rana Derin 11 sayı, Lamour Black 12 sayı 12 ribaund, Elizabeth Frazee 14 sayı.
Mersin BŞB: Shavonte Zellous 26 sayı, Seda Erdoğan 6 sayı 6 asist, Bahar Öztürk 20 sayı, Erlana Larkins 12 sayı 21 ribaund.

Edremit Belediye 61-74 Adana Botaş
Edremit: Tülin Okumuş 6 asist, Burcu Taşbaş 11 sayı, Marina Solopova 11 sayı, Lolina Carter 16 sayı 7 ribaund, Sanem Gamze Zeren 13 sayı.
BOTAŞ: Michelle Thomas 16 sayı 16 ribaund, Burcu Çiğil 12 sayı, Courtney Paris 19 sayı 15 ribaund, Quianna Chaney 12 sayı 7 asist.

Fenerbahçe 77-60 Tarsus
Kağıt üzerinde zor bir maç gibi gözükse de Fenerbahçe ilk çeyreğin ortasından itibaren oyuna ağırlığını koydu. Pondexter ve oyuna sonradan giren Yasemin'in iyi oyunu farkı açmaya yetti. Yabancı sınırına takılan Angel'ın yokluğu zaman zaman hissedilse de oyunun zora girdiği anlar olmadığından pek dikkat çekmedi. Diğer lig maçlarının aksine Olcay ve Matovic daha az süre aldı. Matovic'in diz sakatlığı bunda etkili olmuş olabilir. Hafta içi Good Angels Kosice maçı öncesi hazırlık değeri taşıyordu aynı zamanda bu maç. Euroleague'de 4 maçtan da eli boş dönen Tarsus için sevindirici tek nokta ise Lachell Milton'ın performansı. Fenerbahçe'de Biba, Esmeral, Matovic ve Pondexter çift hanelere çıkarken Tarsus'da Lachell Milton'ın 13 sayısı vardı. Maçtan bir ilginç not da ilk 3 sayılık basketin 3. çeyreğin sonunda gelmiş olması.

                                                Bu da Birsel'in maç içindeki güzel hareketi.

Ceyhan Belediye 71-60 Homend Antakya Belediye
Ceyhan: Asena Yalçın 10 sayı 4 asist, Pederson 11 sayı, Elizabeth Swords 18 sayı 12 ribaund, Jelena İvezic 13 sayı.
Antakya: Naile İvegin Çırak 13 sayı, Jana Vesela 11 sayı, Paries Strcklen 14 sayı.

TED Ankara Kolejliler 66-72 İstanbul Üniversitesi
TED: Makbule Amachree 10 sayı, Tuğçe Canbaz 5 sayı 12 ribaund, Ana Dabovic 20 sayı, Aysu Keskin 14 sayı.
İstanbul Üni.: Tuğba Palazoğlu 25 sayı, Anna Montana 14 sayı, Tiffany Carson 10 sayı.

Kayseri Kaski 72-74 Canik Belediye
Kayseri KASKİ: Pınar Demirok 13 sayı, Asjha Jones 17 sayı 12 ribaund, Latoya Sanders 18 sayı 9 ribaund.
Canik: Danyell Hodges 21 sayı , Gülşah Akkaya 13 sayı, McCarville 15 sayı 7 ribaund,  Nihan Anaz 11 sayı 6 asist.

MVP(Tuğba Palazoğlu- İst. Üni.)

Puan Durumu


Haftanın Programı



Ligin Liderleri 

Mercedes Walker (TED Ankara Kolejliler)- 21,3 sayı ortalaması
Courtney Lynne Paris (BOTAŞ)- 14,7 ribaund ortalaması
Nihan Anaz (Canik Belediye)-5,8 asist ortalaması
Nicole Breland (Beşiktaş)- 2,8 blok ortalaması



10 Kasım 2012 Cumartesi

Euroleague'de 5. Haftanın Ardından


Euroleague'de haftanın bizim açımızdan pek de iyi geçtiğini söylemek zor. Şimdiye kadar geçen sürede beklentilerimizi karşılayan tek takımın Beşiktaş oldu. Büyük resme baktığımızda da çok sürpriz sonuçlar ve performanslar ortaya çıkıyor.

Haftayı çok büyük beklentili bir maçla açtık: CSKA-Barcelona. Herkes her maç sonunda Barcelona'nın bu oyunla nereye kadar gidebileceğini düşünürken Barcelona herkesi ters köşeye yatırdı. Bir önceki hafta İstanbul'da Beşiktaş'ı inanılmaz performansıyla yenen CSKA ise bu mağlubiyetle kendisi hakkında oluşan iyi düşüncelerin hepsini yerle bir etti. Galibiyetten öte gelen 21 sayılık fark bu maçı sezonun unutulmazları arasına sokacaktır. Bu maçla beraber D Grubunun da lideri büyük ihtimalle belli oldu. Çok garip mağlubiyetler olmaması durumunda CSKA'nın 21 sayılık farkı lehine çevirmesi pek de mümkün görünmüyor. Maça dönecek olursak Navarro'nun uzun bir zamanın ardından gelen iyi performansı göze çarpıyor. Erazem Lorbek'in 15 sayılık katkısı da galibiyete büyük katkı sağladı. Diğer tarafta CSKA'da istatistiklere bakınca bile takımın ne kadar düzen dışına çıktığı görülüyor. İstikrar abidesi Krstic takımında dikkat çeken tek isim. Bana göre maçın hikayesini anlatan istatistik ise CSKA'nın 53 Barcelona'nın ise 103 verimlilik puanıyla mücadele etmesi.

CSKA de Moscow 60 : Teodosic (12), Ponkrashov (9), Weems (4), Khryapa (6), Kaun (4) -starting five- Krstic (18), Jackson (1), Micov (2), Vorontsevich (4), Christmas and Nicholas.
FC Barcelona Regal 81 : Huertas (12), Navarro (21), Mickeal (2), Lorbek (15), Tomic (6) -starting five- Ingles (4), Sada (7), Jawai (10), Jasikevicius, Wallace (4), Rabaseda and Todorovic.

Maccabi ve Barcelona'nın ardından 5 haftayı kayıpsız atlatan bir diğer takım Zalgiris Kaunas. Onların hikayesi diğerlerinden çok farklı aslında. Uzun zamandır korudukları umutları bu sezon gerçek olmaya aday. Zorlu Anadolu Efes maçını da kalite ve takım olma anlamında başarıyla geçirdiler. Efes'in etkileyici Caja Laboral ve Olympiacos galibiyetlerinden sonra böyle bir mağlubiyet alması da birçok sorunun daha fazla konuşulmasına sebep oldu. Vujacic'in artık istikrarsız bile diyemeyeceğimiz kötü oyunu çok büyük bir sorun yaratıyor. Aynı zamanda Semih dışında uzunların hiçbir varlık gösterememesi ilerleyen zamanlar için büyük soru işareti. Tempolu basketbollarının şutlar yüksek yüzdeli olmadığı takdirde hiçbir işe yaramayacağını anlamaları için de güzel bir maçtı. Bu takımın bir Mahmuti takımı olmadığı çok açık. Bütün bunların karşısında  büyük bir övgüyü hak eden Zalgiris var. Özellikle Zalgirio Arena'daki maçlarda taraftarlarıyla bir aile gibiler. Lavrinovic kardeşleriyle Jankunas'la, Popovic'le izlemek büyük bir keyif onları. Skorlara bakarsak Sinan Güler'in kısa süredeki 9 sayısı, Semih'in 20 sayısı, Popovic'in 10'da 7 3 sayı isabetiyle gelen 21 sayısı dikkat çekiyor. Bunlara ek olarak da Tremmell Darden'ın 16 sayısı ve Darius'un 15 sayısı Zalgiris adına sevindirici katkılar. Aslında Zalgiris böyle kısa bir maç değerlendirmesinde olmayı hak etmiyor bu yüzden onların geniş bir değerlendirmesini yakın bir zamanda yazmaya çalışacağım.



Ve bana göre haftanın en sürpriz maçı Cantu-Fenerbahçe Ülker. Bo McCalebb'siz neler yapabildiğini gördüğümüz Fenerbahçe Ülker için çok ağır bir yenilgi oldu bu mağlubiyet. Maçtan 1-2 gün önce kadroya alınmayacağı söylenen Bo McCalebb'in etkisiz olmasına rağmen süre alması belki de maçın en dikkat çeken ayrıntısıydı. İlk yarıda ilk 5 dakikadan sonra oyunun hakimi olan Cantu'nun ilk yarıda şansın da yardımıyla güven bulması Fenerbahçe Ülker'li oyuncuları maç boyu etkisi altında bıraktı. Takım olmak için daha çok zamana ihtiyaç var. Simone Pianigiani'nin molalarda oyunculara tavrı ekran başındakileri bile korkutmaya yetti. Koçun bu otoriteyi hissettirmesinin önceki dönemleri hatırlayınca ne kadar önemli olduğunu anlamak zor değil. Fenerbahçe'nin önünde Karşıyaka ve Khimki deplasmanları olduğunu göz önünde bulundurursak işlerinin kolay olmadığını söyleyebiliriz. Cantu maçında hiçbir hücum varyasyonlarının uygulanamaması bu maçlar için umut vermiyor açıkçası. 

MAPOORO CANTU (82): Manuchar Markoishvili 6 (1 ribaund), Maarten Leunen 5 (7 ribaund- 6 asist), Nicolas Mazzarino 2 (1 asist), Jeff Brooks 15 (5 ribaund), Alexander Tyus-Cecchini 9 (3 ribaund- 1 asist), Jonathan Tabu 16 (7 ribaund- 2 asist), Pietro Aradori 14 (3 ribaund), Marco Cusin 15 (6 ribaund)

FENERBAHÇE ÜLKER (58): Bo McCalebb 3 (2 asist), Ömer Onan 6 (2 ribaund- 2 asist), Barış Ermiş 6 (3 asist), Romain Sato 10 (3 ribaund), J.R. Bremer, David Andersen 8 (3 ribaund), Kaya Peker 2, Oğuz Savaş (2 asist), Mike Batiste 6 (3 ribaund- 3 asist), İlkan Karaman 7 (2 ribaund), Bojan Bogdanovic 8 (1 ribaund- 1 asist), Emir Preldzic 2 (3 asist)