Caja Laboral
Sezonu şanssız bir şekilde Olympiacos deplasmanında yenilerek açan Caja Laboral o maçta büyük umutlar vermişti. Ancak ilk 7 karşılaşmanın ardından aldıkları tek galibiyetle Top 16 için şansları çok düştü. Önlerindeki 3 karşılaşmayı da alarak buraya gelmeleri gerçekten kolay bir iş değildi. İşlerin yolunda gitmemesi sonucu sezonun başı sayılabilecek bir zamanda Ivanovic'in yerine Zan Tabak geldi. Yeni koçuyla ilk karşılaşması tam bir faciaydı. Zalgiris karşısında takım olarak sadece 31 verimlilik puanı almış olmaları bile maçı anlatmaya yeter. Ondan sonraki Milano karşılaşması ise takımın zirve yaptığı noktaydı. Milano'yu saf dışı bırakmaları bu gruptaki takımlar için iyi oldu diyebiliriz. Ne yapacağı belli olmayan bir Milano'yu kimse karşısında görmek istemezdi. Takımın grup aşaması boyunca kötü performans göstermesinin ana nedenlerinin başında dar rotasyonu geliyor. Bazı maçlarda katkı alabildikleri/oynatabildikleri oyuncu sayısı sadece 7'ydi. Bu dezavantajı kapatmak için de Omar Cook ile anlaştılar. Bu hamle bir nebze rahatlatacak olsa da 14 maç gibi uzun bir periyotta sıkıntı yaşamaları muhtemel. Yaşadıkları maddi sıkıntılar nedeniyle Nocioni, Oleson gibi birçok oyuncusunun ismi transferlerde geçti ancak bir sürpriz olmazsa bu kadroyla girecekler Top16'ya. Takımın grup aşaması boyunca istatistiklerine bakınca ribaund sorunu yaşadıkları her maçta yenildiklerini görüyoruz. Takımın en önemli sıkıntılarından biri de skorlarının hep dengeli dağılmış olması. Baskı altında skor üretecek net bir oyuncuları yok. Gruptaki olası yerlerine gelince 4-5-6 arası gidip geleceklerini düşünüyorum. Özellikle temsilcilerimiz için içeride ve dışarıda hedef takımlardan biri.
Fenerbahçe Ülker
Sezona çok umutlu girilmesine rağmen grup aşamasında beklentilerin karşılandığını söylemek çok zor Fenerbahçe için.. Top 16 'nın son maçta kazanılması da takımda büyük stres yarattı. Ligde Galatasaray maçıyla liderliğin alınması ise Cantu maçından sonra başlayan toparlanmayı hızlandırdı. Ülker Sports Arena'nın açıldığı tarihten bu yana ilk kez kapalı gişe bir maç oynandı. Top 16'da özellikle Barcelona'yla, Maccabi'yle ve Olympiacos'la içeride oynanacak karşılaşmalarda taraftar baskısının yaratılması çok önemli. Sezon başına dönersek takımı değerlendirmek için yazdığım yazıda Barış ve Batiste transferlerinin Pianigiani'nin isteğiyle yapılmadığını belirtmiştim. Nitekim Batiste'in büyük ihtimalle takımdan ayrılacağı söyleniyor Barış konusunda yaşananlar ise ortada. Bremer transferinin başarısızlığından sonra daha çok süre alan Barış iyi işler yaptı. Özellikle takımı oynatma konusunda büyük yararı dokunuyor. Ancak Euroleague için pek düşünülmediği de açık.
Grup aşamasını değerlendirecek olursak üst seviye maçlarından hiçbirini kazanamadı Fenerbahçe. Bunlar içinde en önemlisi içeride oynanan Real Madrid karşılaşmasıydı. Kötü oyuna rağmen dengede kalan skor Fenerbahçe lehine dönse çok farklı şeyler konuşuyor olurduk. Bu üst düzey maçlarının kazanılamamasında en büyük neden şüphesiz Bo'nun hala tam olarak geçtiğini söyleyemediğimiz sakatlığı. Takımın bir arada az oynamış olmasını da beraberinde getirdi bu sakatlık. Takımın genel oyununa dönecek olursak 4 kısalı bir sistem üzerinde ısrar ediliyor. Bu sistemin en kötü yanı ise ribaundlardaki sorun. Oğuz'un, Batiste'in ve Andersen'in tek uzun kaldığında yaşanılan sıkıntılar takımı Top 16 öncesi transfere itti. Shelden Williams 4 kısalı sistemde daha ideal bir isim gibi duruyor. Savunma anlamında neler olabileceği ise yine soru işareti. p&r oynayacak bir oyun kurucunun olmaması büyük bir dezavantaj. Takımın bir diğer yeni transferi ise Tripkovic. Partizan altyapısından yetiştikten sonra yaşadığı sakatlıkların da etkisiyle hiç bekleneni veremeyen bir oyuncu. Fenerbahçe'nin oynadığı düzende kapalı savunmaları açmak bir hayli zor. Bu işi yapabilecek Bogdanovic'in bir alternatifi yoktu. Tripkovic'in dış şut konusunda takıma ortalama bir katkı vermesi bile yeterli olacak gibi gözüküyor. Bakalım Tripkovic ilk büyük macerasında neler yapabilecek.
Top16 öncesi takımın neler yapabileceğini düşünürsek gruptan çıkmak olası gözüküyor. Ancak bunun için içeride büyük maçların kazanılması ve deplasmanda Beşiktaş, Khimki ve Caja Laboral'den galibiyet alınması şart. Takım ilk maçında zorlu Barcelona deplasmanına çıkıyor. İlginç bir istatistik ise bu maçla ilgili Barcelona'nın evinde yenildiği en son takım Fenerbahçe. Bunun üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti. Burada alınacak bir galibiyet takım performansını inanılmaz derecede artırabilir. Barcelona en son ligde Malaga'ya kaybetti. Ancak bu maçta da büyük favoriler. Sert savunmalarını aşmak kolay olmayacak.
Beşiktaş
Sezona kısıtlı kadro ve az umutla başlayan Beşiktaş grubundaki hedef maçlarını kazanarak Top16'ya geldi. Büyük maçlardaki oyunları, istatistikleri ise Top 16 için hiç iyi sinyaller vermedi. Bu nedenle grubun en zayıf halkasını oluşturduklarını söylesek yanlış olmaz. Sezon içinde sürekli transferle meşgul olduklarını da söylemeliyiz. Kısıtlı kadrolarına takviye gerektiği doğruydu ancak transfer politikaları ne kadar doğru o tartışılır. Kaliteli 2 isim almak yerine hep rotasyonu genişletmeye yönelik hamleler yapıldı. EuroBasket elemelerinde Dasic'i takip edenler için de sezon hayal kırıklığı oldu. Milli takımda inanılmaz işler yaparken Beşiktaş'ta aldığı kısa süreleri iyi değerlendiremedi. Takımdan bir an önce gönderilmeye çalışılması da bir hayli garip. Garanti kontratı olan bir oyuncunun her şartta denenmesi lazım. Beşiktaş son 2 transfer hamlesini de Cemal Nalga ve Daniel Ewing üzerine yaptı. Ewing'in yapacakları tamamen soru işareti. Cemal Nalga transferinde ise yoğun bir taraftar baskısı var. Bakınca haksız da gözükmüyorlar. Nalga ilk oynadığı Efes maçında rezil denilebilecek bir performans gösterdi. Vidmar'ın o bölgede alternatifsiz olması nedeniyle az da olsa onun performansına ihtiyaç var. Transfer konusu ne yazık ki pek iç açıcı değil ancak sahada yapılanlar büyük bir saygıyı hak ediyor.
Beşiktaş iç sahada oynadığı maçlarda tempolu basketboluyla galibiyetler aldı. İlk maçlarda en büyük silahları Christoher olsa da ilerleyen zamanlarda takımın tek liderinin Jerrells olduğu kanıtlandı. Ekstra skor anlamında Christopher çok önemli. Barcelona maçlarında toplam 108 sayı atabilmesi takımın bu durumun ne kadar sıkıntılı olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Jerrells'ın da büyük maçlarda etkisiz ve yetersiz kalması Top 16 maçlarını bir hayli zor hale getiriyor. Grup aşaması boyunca Murat Can'ın verdiği katkıyı kimse verebilmiş değil. Pek parlak sayılmayacak bir Ankara macerasının ardından istikrarıyla göz dolduruyor.
Beşiktaş Top 16'da hedef maç diyebileceğimiz Caja Laboral ve Khimki maçlarını kazanabilir ancak Top 8 için şansları çok değil. Tabi bu tahminler takımın şimdiye kadar gösterdiği performansa bağlı. Büyük maçlardaki skor sorunu aşılırsa bir ihtimal şansları olabilir. Sezonun ilk maçı da hayati bir maç. Khimki'ye sahalarında kaybederlerse sezon onlar için erken bitebilir.
Montepaschi Siena
Grubun kağıt üstünde zor gözükse de sıkıntılı takımlarından biri. İlk 3 ve son 2 maçlarını kaybetmiş olmaları en dikkat çeken istatistikleri. Takımın birçok oyuncusundan ayrılmasından sonra kurulan ekibin kısmen başarılı olduğunu söylemek lazım. Bobby Brown tüm maçlar boyunca takımın en dikkat çeken ismi oldu. 19,5 sayı ve 5,7 sayı ortalamaları takımın grup aşamasındaki en iyi performansı. Bunun yanında David Moss 11,1 sayı ortalamasıyla katkı verdi. Alışılmış bir Siena özelliği olarak da Euroleague'in en çok sayı atan takımı oldular. Top 16 öncesinde Mario Kasun ile de yollarını ayırdılar. Sezon başında KK Zagreb'den gelen Kasun sezon boyu ortalama 10 dakika sürede 5 sayı 4 ribaund ortalamalarıyla oynadı. Top 16 öncesi taraftarın beklentisi tabi ki Top 8'e kalınması ancak grupta 4. sıra için inanılmaz bir mücadele olacağı kesin. İlk maçları grupta da karşılaştıkları Maccabi ile. Son yıllarda oynanan maçlara bakılırsa maçın çekişmeli geçeceği açık.
Barcelona
Euroleague'de şimdiye kadar durumundan memnun olan takımların başında Barcelona geliyordur şüphesiz. Son maça kadar namağlup devam etmeleri ve son maçta da CSKA'ya 3 sayıyla kaybetmeleri çok sürpriz oldu. Kadrolarındaki ufak gençleşme hareketinin de olumlu iş yaptığı göz önüne alınırsa gelecek seneler için de beklentiler büyük. Sezon başında yaptıkları Tomic ve Jawai transferleri büyük ölçüde tuttu. Hücumda skoru iyi paylaşan takımlardan biri Barcelona ayrıca. Kadroları hücum anlamında çok zengin olsa da Euroleague'in en iyi savunma yapan takımına sahipler. Şampiyonluk adaylarının en güçlüsü olarak görünmeseler de işlerini çok iyi yapıyorlar. Sık sık eleştirilen Pascual ve sistemi kendilerinin küçük görülmesini çok iyi kullanıyor. Grubun matematiksel olarak favorisi onlar olarak gözüküyor. İç sahada en son 2010'da Fenerbahçe'ye kaybettiler ve ilk maçları da Fenerbahçe ile. En çok zorlanacakları maç Olympiacos deplasmanı olacaktır.
Maccabi Tel Aviv
Grubun 3 baba takımından biri Maccabi. 8 galibiyet 2 mağlubiyetle Siena'nın da bulunduğu gruptan lider olarak geldiler. Kadrolarında kapsamlı bir gençleşme hareketi var. Çok klasik olacak ama tecrübeli oyuncularla genç oyuncuların iyi anlaşıp başarı getirmesini bekliyorlar. Ohayon-Hickman-Eliyahu-Logan dörtlüsü takımı sırtlamış götürüyorlar. Bu dörtlüye en iyi katkı verenlerin başında da Malcolm Thomas geliyor. Atletik yeteneklerini her maç daha da su üstüne çıkarıyor.Grup aşamasının en güzel hareketi de onun inanılmaz smacı seçildi ayrıca. İstatistiksel anlamda bu isimlere bakacak olursak:
David Logan: 11,1 sayı
Eliyahu: 10,1 sayı 3,9 ribaund 2,9 asist
Ohayon: 7,7 sayı 3,9 asist
Rick Hickman: 13 sayı 3,4 asist
Top 16 öncesinde transfer döneminin en gözde oyuncularından Darko Planinic ile anlaştılar. Adriatik liginde 15,7 sayı 6,1 ribaund ortalamalarıyla mücadele eden 22 yaşındaki genç oyuncunun gelmesinin ardından da Shermadini takımdan ayrılarak Olympiacos'un yolunu tuttu. Maccabi bu gruptan rahat çıkacaktır ve bana göre ilk sıra için de iyi bir mücadele verecektir. Nokia Arena'da onları yenmek çok zor.
Khimki
Bazı takımlar vardır hep küçümsenir ancak büyük işler yaparlar. Onlar büyük işler yapar yapmasına ama küçümsenmeye devam ederler. Böyle bir takım Khimki. Top 16 öncesi Panathinaikos'un yerine bu gruba düştüğü için gruptaki bütün takımların memnun olduğundan eminim. Buna ben de dahil herkes temsilcilerimiz için hedef takım olarak gösterdik Khimki'yi. Gruplarda Fenerbahçe ile aynı grupta olduğundan biraz daha fazla izleme şansı bulduk. İyi takım oyuncuları var ve eğer Top 16'ya kalmamış olsalardı şüphesiz çoğu takım oyuncularına talip olurdu. Ben bu grupta onların çok şansının olmadığını düşünüyorum yine de. Fridzon, Planninic ve Loncar hepsi Top 8 için sonuna kadar mücadele edeceklerdir ancak onların hedefinin gerçekleştirmeleri için her maç ekstra oynamaları lazım. Aşağıdaki istatistiklerin yeterli olması imkansız.
Planninic: 13,4 sayı 5,3 asist
Kelvin Rivers: 9,4 sayı
Loncar: 8,4 sayı 4,8 ribaund
Fridzon: 12,3 sayı 3,1 asist
Olympiacos
Geçen sene gelen efsane şampiyonluğun ardından yapacakları tamamen soru işaretiydi. Geçen seneden daha iyi ancak yine geç form tutan bir takım olarak karşımıza çıktılar. Bu sezonun onlar için en önemli yanı karşılarındaki takımın onlara inanılmaz saygı duyması. Gruplarda Zalgiris'in ardında kaldılar. Aldıkları 2 mağlubiyet var biri İstanbul'da Anadolu Efes'e diğeri de Zalgiris'e. Zalgiris mağlubiyeti kabul edilebilir ancak Efes mağlubiyetinin açıklaması yok. Geriye düştükleri anda maçtan koptular. Bu maçtan kopmalar tek maça özel mi onu ancak Top 16'da görebiliriz. Ayrıca o maçın çok farklı bir havada geçtiğini hatırlamakta fayda var. Zira Efes'li oyuncular o gün inanılmaz yüzdelerle şut atmışlardı. Top 16 öncesi transfer çalışmalarına dönecek olursak Shermadini'yi kadrolarına kattılar. Gaziantep'e gelen Dorsey'in yerine bu transfer(Söylemesi bile garip). Takımda bireysel performanslara bakacak olursak 2012'de Avrupa'nın en iyi oyuncusu demekten çekinmeyeceğim Spanoulis harika oynuyor. Printezis'in performansı geçen seneki kadar gösterişli olmasa da iyi. Genç yıldız Papanikolaou da bu ligin en iyi şutörlerinden biri oldu bile. %60'lık 3 sayı yüzdesiyle takıma çok iyi katkılar veriyor. Bunların dışında Kyle Hines 10,3 sayı ortalamasıyla mücadele ediyor. Olympiacos için tek sorun Shermadini transferinin başarısındaki soru işareti gibi duruyor. Bu grupta sıralamayı belirleyecek takım onlar olacak bana göre. Lider olmamaları için hiçbir sebep yok.










Hiç yorum yok:
Yorum Gönder