Ülker birleşmesinin ardından sürekli vites artıran Fenerbahçe için son 2 sezon Avrupa'da son sezon ise ligde büyük yıkım oldu. Hele ki 2 sezon önce Final 8'e kalmak için 3 galibiyetin ardından gelen 3 mağlubiyet moral açısından çok kötü oldu. O sezon ligde Galatasaray Medical Park'la oynanan final serisinin kazanılması beklentilerin hep en yüksekte kalmasını sağladı. Geçen sezon yapılan yanlış transferler, şube içindeki karışıklık tam bir facia ile sonuçlandı. Bu durum Ülker'in de rahatsız olmasına neden olmuştu. Ardından gelişen olaylar ve bu sezon...
Neredeyse kimsenin beğenmediği Spahija gönderilerek başlandı işe. Şubenin başında bulunan (yönetim kadrosundan) Semih Özsoy kulübün emektarlarından Kemal Dinçer'i tam sorumlulukla göreve getirdi. Birkaç hatanın dışında hiç hata yapılmadan transfer sezonunun sonuna geldik. Koç olarak Obradovic, Ivkovic ile anlaşılamamasından sonra Siena'nın koçu Pianigianni ile anlaşıldı.
Pianigiani
2006-2012 yılları arasından Siena'da baş antrenörlük yapmış olan koçun tüm kariyeri Siena'da geçti. Genç takım, U20 ve A takımda asistan antrenörlük görevlerinde bulundu. 2009'dan bu yana İtalya milli takımında da görev yapmakta ayrıca. Onun hakkında bir takım önyargılar da yok değil. Sadece Siena'da görev yapmış olması ve milli takım görevinde olduğundan hazırlık döneminde takımın başında olmaması sorun yaratıyor. Bu süreçte Ertuğrul Erdoğan'a büyük görevler düşüyor. Sevindirici olan ise Nedim Karakaş'ın istediği oyuncuların değil Pianigiani'nin istediği oyuncuların gelmesi. Ayrıca tanıdığı oyuncuların onunla birlikte olması takımdan beklentiyi artıran sebeplerden biri.
Büyük Değişim
Geçen sezonun ardından tam anlamıyla yeni bir revizyona gitti kulüp. Tamamen kazanmaya odaklı ve tecrübeli bir kadro kuruldu. Geçen sezon katkı veremeyen Engin Atsür Galatasaray ile anlaştı. Performansı dalgalı olan Vidmar 'gelişmesi' amacıyla Beşiktaş'a gönderildi. Takımın abisi, Euroleague'de tüm zamanların en çok ribaunt alan oyuncusu Mirsad'a jübile teklif edildi. Bu kapsamda 16 Eylül'de CSKA Moskova ile bir maç oynanacak. Roko Ukic de ayrılanlar arasında. Bu sezonun unutulmazlarından Kazan'a karşı maçı uzatmaya götüren basket ona aitti. Bir türlü istikrar sağlayamaması her maç canını yaktı taraftarın. Sakatlık sonrası çok farklı bir kimliğe bürünen Marko Tomas Cedevita Zagreb yolunu tuttu. Zagreb'e ülkemizden gidenler arasında Luksa Andric de bulunuyor. Denize düşen yılana sarılır misali gelen Jerrells ve Morris Finley'den kaba tabirle kurtuldu Fenerbahçe Ülker. Bütün bu oyuncuların dışında ayrılması süreci en sancılı olan Gist oldu. Atletik özelliği, seyirciyi ateşlemesi her zaman hatırlanacaktır ancak basketbol oynarken zekasını kullanmamasından dolayı herkesin ona kızması da unutulmayacaktır. Ukic'le yaptıkları alley-oop'lar her ne kadar göze hoş gelse de yararından çok zararının olduğu kesin. Transferde sezon ortasında adı CSKA ile anılınca herkes bizde mi sorun var acaba diye düşündü. Ancak yolların ayrılması Ağustos'un ortasını bulurken gittiği takım da Malaga'ydı. Şimdi ise çok farklı olaylar, beklentiler ve oyuncular var.
Geçen Sezon
Yıllardır süre gelen hataların yapıldığı bir sezondu. Transferler, onları düzeltmeye çalışırken yapılan yanlışlar vs. Sezona hiç de iyi bir start vermemişti Fenerbahçe. 5 haftanın ardından aldığı 2 mağlubiyet bu ayardaki bir takım için kabul edilemezdi. Avrupa'da ise şans inanılmaz şekilde yanındaydı takımın. 3. torbadan katıldığı Euroleague'de rakipler: Nancy,Olympiakos,Cantu,Bilbao,Caja Laboral. Soracak olsak herkes 3. sırada tamamlamayı bile kabul edeceği grubu zirvede tamamladı Fenerbahçe Ülker. Son maçta grup sonuncusu olma şansı bile varken averajla bu duruma geldi. Olympiakos'un kısıtlı bütçeyle kadroyu tam oturtamaması ve sonradan açılması, Nancy'de Batum'un ayrılması hepsi güzel fırsatlardı. Top 16'da grup lideri olmanın avantajıyla normal sayılabilecek bir gruptaydı: Panathinaikos, Kazan ve Emporio Armani Milano. Gruptaki tüm olayları kenara bırakırsak Fenerbahçe Milano deplasmanında amaçsız Milano'yu yense Final 8'e gidiyordu. İstanbul'da Kazan'a mucizevi son saniye basketi hiç unutulmayacak bir anı olacak onu yaşayanlar için. İçeride ve dışarıda gelen Panathinaikos mağlubiyetleri son maça bırakmıştı işleri. Ancak bu sezonun planlamasını o zamandan yapan EA7 buna izin vermedi ve yine hüsranla sonuçlandı Avrupa. Ligde zar zor ilerleyen ligde takımın Galatasaray Medical Park'ı yenmesi de sürpriz olmuştu tabi ki de. Daha sonra yine mağlubiyetler derken lig bitti. Sezonun sürpriz takımı Beşiktaş'a 2 maçta da son toplarla kaybetmişti takım. İşte o Beşiktaş da sezonu 3 kupayla tamamlayacaktı. İşte hayal kırıklığı yaratan sezonun ardından gelen oyuncuların değerlendirmesi:
Bo McCalebb
Takıma geç gelmesine rağmen takım tam anlamıyla onun üstüne kuruldu. İsminin ilk kez duyulması bile gerçek anlamda heyecan yaratmaya yetecek kadar büyüktü. Bir ara "O oyuncu gelmez" yorumlarıyla" doldu taştı ortalık. Onun transferi ise kolay değildi. Siena ile devam eden sözleşmesi hatırı sayılır bir buy-out bedeli gerektiriyordu. Ayrıca oyuncunun NBA'den gelecek teklifleri bekletmesi sürenin uzamasına neden oldu. Ancak Fenerbahçe'de transferleri yürüten ekibin sabırlı ve akıllı çalışmaları en sonunda 3 yıllık imzayı getirdi. Bu imzayla birlikte oyuncunun 3 milyon euro civarı yıllık istediği gibi haberler yalan oldu. Kalitesini tartışmaya açmak yersiz ama kariyerinden bahsetmemiz lazım. 27 yaşındaki point guard 1.83 boyunda. Bize de oldukça tanıdık aslında. 2008-2009 sezonunda Mersin BŞB formasıyla ligde 17,4 sayı ve 4,7 asist ortalamasıyla mücadele etti. Ayrıca 2,7 top çalma ortalamasıyla ligin de lideriydi. İşte o zamandan beri Fenerbahçe onu istiyordu ancak 3 sene sonrasına kısmet oldu. Bir sonraki durağı Partizan'dı. Partizan'ın o sene Euroleague'de Final Four oynamasının baş mimarlarından biriydi. Euroleague'in 2. en iyi 5'ine seçilirken performansı her geçen gün artıyordu. Asıl başarılarını yakalayacağı Montepaschi Siena'ya 3 yıllık imza attı. Onu daha da yakından tanıdığımız organizasyon ise Euro Basket 2011'di. Antic, İlievski ve Bo McCalebb önderliğindeki Makedonya inanılmaz işler yapıyordu. Kıran kırana geçen zor karşılaşmalarda harika işlere imza atıyordu McCalebb. Finalde Rusya'ya kaybetmeleri ise oldukça dramatikti. Maç başı ortalama 34,2 dakika oyunda kalırken 21,4 sayı, 3,1 ribaunt ve 3,7 asist ortalamaları tutturdu. Bu istatistikler ona turnuvanın oyuncusu ödülünü de beraberinde getirdi. 2012 yılında İtalyan Ligi'nin MVP'si olarak Türkiye'ye geldi. Avrupa'nın en iyi 2 guardından biri Bo McCalebb Spanoulis ile birlikte. İkisi de farklı tarz oyuncular olmalarına rağmen çok büyük oyuncular. Bo McCalebb'in atletik ve hızlı oyunu, kritik zamanlardaki basketleri bu sene takımın en önemli kozu olacak. Havada el değiştirmeleri, birkaç kişiyi geçerek attığı sayılar... Onu izlemek büyük keyif olacak.
Mike Batiste
Başarısızlığa tahammülü olmayan bir takım için yapılacak en iyi tercihlerden biri daha. Panathinaikos'la beraber 3 Euroleague şampiyonluğu ve 2 de kazanılamayan Final Four. Panathinaikos kariyeri boyunca 12 civarı sayı ortalaması ve yaklaşık 6 ribaunt ortalamasıyla hep winner'dı. Yunanistan'da yaşanan ekonomik krizin etkisi onun Fenerbahçe Ülker'e gelmesinde büyük rol oynadı. Obradovic'den sonra başlayan yaprak dökümünün en iyi şekilde kullanıldığını söylesek yanlış olmaz. Yaşının 35 olması da kısa vadeli bir sözleşme gerektiriyordu. Ancak daha az tecrübeli hataya açık bir oyuncudansa onu tercih etmek en iyisi. Performansı her oyuncu gibi çok çok önemli olsa da her şey oyun kurucularla sağlayacağı iletişime bağlı. İlk geldiğinde "Alışma sürecinden sonra büyük başarılar kazanmak istiyoruz" demesi de gösteriyor ki Emir'in, Barış'ın, Mccalebb'in performansı çok önemli. Zor zamanlarda iri fiziğiyle sayı alması da en büyük artılarından. Kariyerinde 1 yıl da olsa NBA tecrübesi de var Memphis Grizzlies ile. Spirou ve Lauretana maceraları da sadece birer yıl sürmüş. Ardından efsane olacağı Panathinaikos başarılarla dolu 9 yıl... Her türlü başarıya rağmen birçoğumuz onu Sasa Ozbolt'un kafasını ezmesiyle hatırlıyor. Bu tip olaylar çok gergin geçeceği bilinen Galatasaray maçlarında yaşanır mı onu zaman gösterecek. Bir ayrı merak konusu da Panathinaikos seyircisinin ona ve Sato'ya göstereceği tepki.Oğuz-Kaya-Andersen-Batiste-İlkan. Batiste ve Oğuz'un orta mesafeli şutlarını, İlkan ve Andersen'in boyalı bölge oyunlarını bu sezon sık sık izleyeceğiz. Kaya'dan daha çok ligde yararlanılacağını düşünürsek onun mücadelesi de önemli. En büyük sorun ise 3 sayı atabilecek net bir ismin olmaması. Bu sorun pota altı performansıyla kapanmak istenecektir ancak zaman zaman Bojan'ın o bölgede oynaması daha yararlı olabilir.
Romain Sato
Spurs, Sicc Cucine Jesi, Barcelona, Siena, Panathinaikos ve son olarak da Fenerbahçe. Yine bir Pianigiani transferi olarak gözümüze çarpıyor. 2006-2010 yıllarında Siena'da yolları kesişmişti ikilinin. Sato en iyi oyununu da o zamanlarda oynadı. Panathinaikos kariyerinin çok parlak geçtiğini söylemek çok zor. Özellikle geçen sezon bekleneni veremeyen isimlerin başında geliyor. Verdiği katkı eğer geçen seneyle orantılı olursa bu yapılanmanın en zayıf halkası olabilir. Skor katkısından öte savunma sertliğini yukarı çekebilecek nadir oyunculardan biri. Ceza şutları da ekstra katkı hanesine yazılırsa hiçbir sorun kalmaz. Savunma anlamında ona büyük görevler düşüyor. Tanıdığı bir koç ve arkadaşları buradayken ondan işini iyi yapmasını beklemek en doğal hakkı herkesin. En büyük temennimiz ise garip spor programlarında ona Şato denmemesi.
David Andersen
Takımı en çok bekleten, umutsuzluğa düşüren transfer hikayesi onun oldu beklenilenin aksine. NBA takımlarından beklediği kontratı alamayınca ilk durağı burası oldu. Bir ara Real Madrid gibi takımlar tarafından istendiği söylese de bütçe bakımından en uygun takım Fenerbahçe'ydi. Gelen yıldızların aksine NBA'de en fazla kalan oyuncu Andersen oldu 2 yıl ile. Öncesinde CSKA, Siena, Barcelona sonrasında yeniden Siena ve şimdi Pianigiani'nin ekibinde o da. Geçen sezon Euroleague'de 11,7 sayı 6,2 asist ve 11,9 verimlilik puanı ile başarılı bir grafik çizdi. En son onu Londra'da olimpiyatlarda izleme şansımız oldu. Avustralya ile ABD ile eşleşmenin şanssızlığını yaşarlarken Andersen 11 sayı ile mücadele etti. Her şeyden öte son sezon onun yerinde oynayan Gist düşünüldüğünde seviye farkını anlatmak imkansız. Artistik hareketleri vs. seyirciyi hareketlendirse de istikrar kelimesi onu hiç etkilememiş. Andersen istikrarlı oyunuyla maç kazandıracak hamleler yapacaktır, bu her şeyden önemli. Bu seferki kontrat 2 yıllık yaşı ise yine kazanmaya yönelik. 32 yaşında bir oyuncunun performansı ne olacak ki diyenleriniz varsa da Batiste'in kariyerine bir göz atmanızı tavsiye ederim. Kısa bir not olarak da Andersen eşinin hamile olması nedeniyle takıma 14 Eylül'de katılacak.
Barış Ermiş
Geçen sezon Engin Atsür hamlesinin başarısızlığından sonra iş biraz daha sıkı tutuldu. Transferin ayrıntısı ise transferin Pianigiani gelmeden yapılmış olması. Hocanın lig hakkındaki bilgisinin sınırlı olması bunu gerektirmiş gibi gözüküyor. Bu aralar yerli guard sıkıntısı çeken milli takıma seçilmemesi ise başlı başına ayrı bir konu. Bakıldığında ligde iplerin teslim edilebileceği çok isim yoktu. Eğer Engin Atsür yeterli performansı gösterse bunlara hiç gerek kalmayacaktı ancak o performansın yanından bile geçemedi. Ayrıca her zaman yeni transfer, yeni heyecan iyi olmuştur. Bo-Barış-X. Bu X faktörü NBA'de free-agentlar kesinleştikten sonra belli olacak olsa da en büyük aday Theo Papaloukas gibi gözüküyor. Onun tüm takımın üstünde olan tecrübesinden yararlanmak ve takıma liderlik yapması istenebilir. Bu transfer için ise hiç acele etmeye gerek yok. NBA'den sürpriz bir ismin gelmesi de gündemde. Barış'ın yapacağı skor katkısı zaten olacaktır ancak içerideki oyuncuları beslemesi daha çok katkı sağlar. Euroleague'de alacağı zaman pek fazla olmayabilir ancak gerektiği zamanda kullanılabilecek bir joker pozisyonunda olacaktır. Lig için önemi zaten tartışılmaz.
İlkan Karaman
Sezonun açık ara en 'büyük' transferi oldu. En başta ligdeki en büyük rakiplerinizden birinin elinden ücretsiz aldı Fenerbahçe. Etik, ahlak ne konuşulursa konuşulsun sonuçta oyuncu kesin olarak boştaydı ve kadroya katıldı. Artık Galatasaray başkalarını suçlamak yerine sözleşmedeki bu açığı veren yöneticilerine kızmalı. Transferin yarattığı etki ortada ve sıcaklığını koruyor. Basketbol açısından önemine gelirsek: Fenerbahçe'nin bir 4 numara arayışında olduğu biliniyordu ve eğer bu yabancı olursa lig için dezavantaj yaratacağı da ortadaydı. Özellikle her ne olursa olsun Mancinelli'nin geleceği yazıyordu ancak İlkan transferi hiç beklenmedik bir olaydı. Hatta bir ara çok büyük bir hataya gidilip Bora Hun Paçun hamlesi geliyordu. İlkan hamlesinin yarattığı psikolojik baskıya milli takımda gösterdiği harika performans eklenince beklentiler daha da yükseldi. Artık 6. yabancı için 4 numara aranmıyor hedef guard. Yerli olarak gelebilecek oyuncular arasında en iyisiydi İlkan çünkü onunla yarışabilecek İzzet'in kulüpten ayrılması neredeyse imkansız. İlkan takıma yaptığı smaçlarla hareket katarak seyirciyi de havaya sokacak oyuncuların oyuncuların başında geliyor. Ancak yine endişelendiren bir ayrıntı var çünkü İlkan'ın dış şutu zayıf. Andersen'in de net bir şutör olmadığını düşünürsek sezon boyu burada bir sıkıntı yaşanabilir. Olabilecek en iyi senaryo ise pota altından gelecek sayıların dış atışları unutturması.
Genel Değerlendirme
Euroleague'in en büyük bütçelerinden biri ile yola çıkılması avantaj ancak ciddi anlamda büyük kadro kuruldu. Messina'nın şampiyonluk adayı olarak belirlediği, bahis şirketlerinde favorilerden biri olan bir takım. Avrupa'nın en yüksek kaliteli salonlarından biri Ülker Sports Arena. Birkaç hafta uyum süreciyle takım çok iyi işler yapılır. Tabii çok şanssız olaylar vs. yaşanmaması üzerine konuşuyoruz hep. Bu sene rotanın daha çok Avrupa olduğu belli. Bu sene önümüzdeki senelerin de kaderini belirleyecek. Hiçbir Türk takımında olmayan Final Four alışkanlığı kapılırsa kalıcı başarının gelmesi geç değildir. Semih Özsoy-Kemal Dinçer ekibi eleştirilemeyecek bir takım kurdular, Avrupa'nın en büyük 5 takımından birini. Transfer değil ama yönetim anlamında bazı çatlaklar da vardı. Mirsad'ın formasının emekli edilmesine karşı çıkanlar da oldu. Alt yapıdaki bir çocuğun Mirsad olma hayali elinden alınıyor diyerek. Mirsad'ın formasının emekli edilmesi bir yana kulüp içinde olması çok yararlı olacaktır. Bir yabancı oyuncunun abiliğindense onu tercih ederiz.
Takımın bir büyük sorunu var ancak ne yönetimle ilgili ne de oyuncularla. Basketbol seyircimiz çok sayıda ve sağlam olsa da basketbol taraftarımız yok maalesef. Aslında yok demek ne kadar doğru bilinmez ama potansiyel var. Bunu Abdi İpekçi'de çok net olarak gördük. Salonun şartları ve bilet fiyatları bu durumun nedenlerinden. Özellikle Avrupa'da taraftar desteğine hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Yeni bir takımın öz güveninin yerine gelmesi için çok kritik. Sezon içerisinde olabilecek Euroleague maç biletlerinde indirim veya Euroleague kombinesi bu sıkıntının üstesinden gelinmesinde büyük rol oynayabilir. Büyük bir kadro kuruldu şimdi sırada taraftarla bütünleşme, uyum ve ardından gelecek başarılar var...








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder