9 Ağustos 2012 Perşembe
Sabır ve Totem
Merhabalar...Maçın taktik değerlendirmesini yapmadan bir yazı yazmak istedim. Paragraflara ayırmak bile istemedim çünkü bir anı şeklinde yazdım. Alışık olmadığım şekilde. İşte böyle bir yazı oldu: Geçen hafta maçtan üzgün ayrılıyoruz. Kendi sahamızda o takımla beraberlik yenilgi kadar üzüyor herkesi. Herkes sinirli ama her taraftar gibi diğer hafta da maçı izlemeye gelecekler. Bir hafta sonra aynısı oluyor; maçı izlemek için girdiğim yerde geçen hafta gördüğüm insanlar eksiksiz oradalar. Geçen maçtan daha az beklentili oldukları kesin ama takıma da güveniyorlar. Maçtan önce Romanya'da biletlerin yaklaşık 6 lira olduğunu duyunca isyanlar başlıyor: "Biz daha pahalıya izliyoruz" diye. Maç başlayınca onlardan eser yok, ben de başlama vuruşuna bakmıyorum totemim devam etsin diye. Kuyt'ın başlama vuruşundan önceki hırsı herkesi etkilemiş olsa gerek, heyecanlanıyoruz. Maça da öyle bir giriyoruz ki geçen maç neden böyle değildik demek istiyor herkes. Herkesin ilk 11'e lafı var zaten bağırıyorlar. Mehmet Topal'ın bel ağrıları olduğundan bihaber herkes. Pozisyonlar geliyor geçiyor, iyiyiz erken de bulmak istiyoruz golü ve gol geldi. Herkeste bir sevinç, tanımadıkları insanlara sarılıyorlar. Mutluluk herkesin gözlerinden okunuyor. Sevincimiz devam ederken gol yiyoruz inanılmaz bir defans hatasıyla. Şansı olmayan takıma şans veriyoruz. (Irkçılık olarak algılanmasın) Arka sandalyede oturan, Doğu ağzıyla konuşan orta yaşlı bir adam savunma çok kötü diyor. Herkes ne dediyse aklımın bir köşesinde duruyor. İlk dakikalarda elimize aldığımız kontrol de yavaş yavaş gidiyor. İnanılmaz bir orta saha izliyoruz, sorumluluk almayan, hatalı pas yapan. Bu dakikadan sonra Selçuk şov izliyoruz tam anlamıyla. 3 tane Gökhan'ın koşu yoluna pas atmak istedi 3'ü de rakibe gitti. Hakem de bir yandan bastırıyor; her atak faulle kesiliyor, her topa elle müdahale kararı. Kötü oynadığımızdan mı hakem kararları kötü geliyor diye düşünmüyor da değilim. Yarı sonunda doğru Gökhan'ın sakatlığı beni bile endişelendirmeye yetti. İlk yarı sonunda Selçuk klasını konuşturuyor ve 1-2 metreden golü atamıyor. Sinirli çıkıyor herkes dışarı. Sıcaktan bunalan herkes sinirle bir şeyler içiyor. Neyse 2. yarı başlıyor. Neredeyse aynı takımla oynuyoruz. Top bizdeyken yan pas yapmamızı eleştiriyor oyun sistemimizi anlayamamış herkes. Oyun kontrolü alınmadan yapılan her pozisyonun gol olacağını sanıyor. Tehlikeli bir yerden serbest vuruş kazanıyor Vaslui. Gökhan'ın haklı çırpınışları fayda etmiyor. Kullanıyorlar sonra da dirseğe çarpan topa penaltı kararı. Şu Ramazan gününde çığrından çıkıyor herkes. Haklılar çünkü her şey bitebilir ama kalede maç kurtarmaya alışık Volkan var. Kurtarıyor da penaltıyı sonrasında herkesin içinde farklı bir sevinç. En çok da kenarda maymunlaşan teknik direktör o hale geldiği için sevinçler. Sonra arkalardan bir ses: "Sen de otur böyle Aykut" diyor. Sinirlerime hakim olamayıp "teknik direktör mü istiyorsun maymun mu?" diye soruyorum. Sinirliyim çünkü düşünmeden konuşuyor herkes. Sanki yıllarca bu takımda oynamış, gol kralı olmuş, şampiyonluk getirmiş Aykut Kocaman onlar kadar taraftar değil. Herkes Stoch oyuna girsin derken bu zeminde oynayamazsın ama yanılt beni be oğlum diyorum. Neyse ki Kuyt'ın golleri geliyor. İlk gol hemen Semih'in İnönü'deki golü aklıma getiriyor. 2. gol ise tipik Kuyt golü takipçilik ve bitiricilik. Benden mutlusu yok o dakikadan sonra. Egemen'in uzaklaştırdığı top sonrası arkadaki aynı kişi "Egemen ve Bekir çok iyi uyum sağladı, çok iyiler" diyor. Hakem'in aynı kararları devam ediyor ama bu dakikadan sonra 10000 tane verse ne fayda. Sow girerken oyuna gerçekten büyük oyuncu olduğunu anlıyorum. Gökhan sağdan bindirmeye devam ediyor Sow kaçırınca nasıl üzülüyor aklım almıyor. Sonra benim en çok sevdiğim tarzda bir gol atıyor. Bu sene forma rekabetinin acayip olacağı daha da belli oluyor. Gazetelerde çıkan haberler vs. bu maç yerle bir oluyor. O kadar küfreden, hakaret eden insanların da taraftar olmadıklarını anlıyorum. Hayır futboldan anlamayabilirsin çok normal ama neden küfredersin ki?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder