8 Ağustos 2012 Çarşamba

Peri Masalı...


    Olimpiyatlarda en sağlam yürüdüğümüz alanda da elendik. Belki kazanabilirdik ama yaptıklarımız harika şeyler. Yarı final biletini almak için çıkmıştık sahaya. Rakip Rusya'yı tarihimizde yenemediğimizi biliyorduk ancak bu sefer farklıydı. Kıran kırana geçen maç geri dönüşlerimiz, hatalar, top çalmalar derken elendik...

     Takımın eleştirilecek yönleri olsa da biz yaptıklarımıza bakalım ilk. Birsel ve Nevriye gerçekten turnuva boyunca en üst seviyede oynadılar. Onları hangi takıma koysanız çok rahat oynarlardı. Elemelerin yıldızı Tuğba Palazoğlu sansasyonel işler yapmasa da gerektiği yerde işini yaptı. Şaziye ve Esmeral çok benzer oyuncular. Belirli bir standartları var ve antrenör bunu bilerek oynatıyor. Hollingsvorth takımın çok önemli bir parçasıydı. Nevriye olmadığında size olarak çok yardımcı oldu takıma. Bahar son maç hariç kendinden istenileni yaptı. Diğer oyuncuların fazla katkı yaptığını söylemek zor açıkçası.

    Periler harika işler yaparken üstü örtülen bir sorun vardı. Ceyhun Yıldızoğlu. Galatasaray'da görev yaptığı zamanlardaki hataları hep tekrarladı. Periler bugüne kadar ne yaptıysa antrenör katkısı olmadan yaptılar. En kritik anlarda oyunu oynayamadığımız açıktı. Bugün Işıl'ın kullandığı son şut bunu çok açık gösterdi. O topu kullanacak başkaları varken top Işıl'ın elinde kaldı. Burada suç Işıl'ın değil tabi ki de. Ceyhun Hoca bugün hatasını çok geç anladı. 2 oyun kurucu ile bu takımın oynayabileceği çok açıkken; şimdiye kadar ki karşılaşmalarda hiç denemedi bunu. 3. çeyreğin sonunda ise hala şansımız vardı ancak alışık olunmayan bir sistem bu kadar iş yaptı. Maçın sonunda Ceyhun Hoca elinden geleni yaptı, hakkını vermek lazım. Son 2 molada basket-faul almayın demesine rağmen oldu. Son molada top çalmaya çalışın derken ilk pozisyonda geldi faul. Bu da kaderin cilvesi.

   
     Bu arada bir parantez açarak bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Ceyhun Yıldızoğlu'nun sorunu takımı oynatmakta, cesaretlendirmekte vs. değil. Sorun oyun kurucular ile uzunları en verimli şekilde kullanamaması. Işıl oyundayken şut atacak Nevriye'nin sahada olmaması, Birsel varken ayağı çabuk uzunları kullanmamamız bunların başlıcaları. Avrupa'da en çok işe yarayan sistemlerden 2 oyun kurucu planı ile bu takım daha da iyi olabilirdi. Galatasaray'da da aynı sorunlar hep vardı. Taurasi'yi tam verimle kullanamadığı için eleştiriliyordu.

    Takımın en büyük sorunu kenardan gelen oyunculardı. Bu kadar büyük bir organizasyona gelirken kullanmayacağın oyuncuyu getirmek çok mantıksız. Birsel'i dinlendirmek için Işıl oyuna girdiğinde yetersiz kaldığı anlar oluyor. Hatayla gitmektense yeni bir arayış içine girmemiz lazımken yapmadık. Turnuva boyunca kullanılmayan Nilay Kartaltepe kesinlikle burada bir şansı hak ediyordu. Aynı sorun uzun pozisyonunda da vardı. Her oyuncu bir maç kötü oynayabilir. Bahar bu durumdayken oynatmak zorunda kaldık. Onun yerine girebilecek bir Yasemin değil de başkası olmalıydı.

 
     Yukarıdaki istatistiklerde herkesin ilk bakacağı Birsel'in aldığı süre olmuştur muhtemelen. Çünkü harika oynadı, oynattı. Nevriye o yaşıyla 37 dakika süre alıyorsa Birsel de en az o kadar süre almalıydı. Işıl'ın aldığı süre gayet iyiydi ancak Birsel'in yerine oynaması sorun yarattı. Bunların dışında 3 oyuncumuza hiç süre vermemişiz. Rakipte ise Hammon gibi bir süperstar vardı yeri gelmişken söyleyelim. Skorlara baktığımızda dengesiz bir dağılım söz konusu. Alınan dakikalar süre olarak dönmemiş. Özellikle Bahar-Tuğba-Şaziye üçlüsü bunun en büyük kanıtı.

   
     Takım istatistiklerine bakınca maçı ufak detayların belirlediği çok açık görünüyor. Ribauntlar ve asistlerde üstünlükleri var ancak çok bariz bir üstünlük değil. Bu genel tabloyu destekleyecek bir başka olay ise son saniyede Birsel'in atışı girse maç berabere devam edecekti. Ribauntlardaki sorun bireysel istatistiklere de yansımış zira en çok ribaunt alan oyuncumuz Işıl Alben.

    Son olarak da takım içinde değil de halk içinde görülen bir sorun var. Tek maç izleyip eleştirmek. Maçın ortalarında Işıl'ı eleştiren kesim maç sonu Hollingsvorth'ü eleştirdi. Işıl kötü oynayabilir, hata yapabilir ama takımın oyuncusu o. Ayrıca bugün yaptığı hataların hepsini telafi etti bana göre. Birsel ile beraber oynatılsaydı baştan bu eleştirilerin hiç biri olmazdı. Quanitra'ya gelince ise onun standartı bellidir. Atışlar sırasında bile %63 civarı bir yüzde ile attığı ekrana yansıyordu. Ondan mucize beklemek yersiz olur. Maçta yaptıkları bırakılarak bir kalemde oyuncu silmek o oyuncuların mücadelelerine yapılan haksızlıktır.

    Peri masalı bitti demek ne kadar doğru sizlere kalmış ama ilk kez Olimpiyatlara katıldık ve gayet de başarılıydık. Peri masalı yeni başlıyor desek doğru olur. "Onlar beden eğitimi derslerinde ellerine voleybol topu verilen kızlar" Tebrikler periler. Elinize, yüreğinize sağlık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder