2 Temmuz 2012 Pazartesi

Why Always Balotelli?


 
    Kimine göre hırçın kimine göre antipatik kimine göre ise dengesiz Mario Balotelli... Hakkında kim ne derse desin son günlerde hayranlarının arttığı kesin. Artık gazete manşetlerinden, internet sitesindeki haberlerinden düşmüyor. Onun futbol olaylarına geçmeden saha dışına bakalım biraz:
 
    Vukuatları listesinde Noel Baba kılığına girip para dağıtmak olduğunu görünce gerçekten üzüldüm çünkü bunu Messi, Pique, Rooney yapsa ne kadar karakterli derlerdi. Maçtan önce kızlarla alem yapması disiplinsiz olabilir, banyoda havai fişek patlatması da olay olabilir. Ancak City'de genç oyunculara dart oku atması sorunları olduğuna büyük işaret. Çocukluğunu yaşayamadı belki de... Messi'yi konuşurken 'çantasında bir kalem, bir kitap bir de futbol topu vardı' derken Mario için bunlar hiç yapılmadı. Özünde iyi bir insan olduğunu Mancini bile doğrulamıştı.
   
    5 yaşındayken evlatlık gitmesi onun hafızasından hiç silinmeyecekti. Barwuah soyadını almayışı, 2 golle yıldızlaştığı maçtan sonra üvey annesine sarılması onun karakterini gözler önüne seriyordu. USO Mompiano'da uğradığı ırkçı saldırılara rağmen bu günlere gelmesi bile başlı başına bir başarı hikayesi. Hayatı boyunca çoğu zaman yalnızdı Mario. Zamanının çoğunu futbol oynayarak geçiren Mario, çalışmanın karşılığını aldı. Pasaport alamayıp Barcelona'nın kapısından dönmesi ise onun şanssızlıklarından sadece biriydi. 5 yaşından beri bağırsaklarından ameliyat olan Mario'nun hiç yılmayışı da destansı.



    Profesyonelliğin ilk yıllarında yaptıkları onu sürekli haksız çıkarıyordu. İnter'in alt yapısında oynadıktan sonra A takıma çıkışıyla daha da gündeme gelmeye başladı. Onu yakından izleyen futbolseverleri gerçekten büyülüyordu. Onu sadece İtalya ve City'de izleyenlerin bilmediği bir frikik yeteneği vardı. Rubin Kazan'a attığı gol yıllarca hafızalarda kalacak cinstendi. Zamanla zenginliğin tadına varan Mario çalışmayı da bıraktı ve kontrolden çıktı. Dünya'nın en iyi, otoriter teknik direktörü Mourinho'dan bile yönetilemez raporu aldıktan sonra yeni yeri Machester City oldu...

    En çok gündeme geldiği yıllar bu zamandı. Macini'nin 'takım arkadaşım olsa günlerce döverdim' dediği Mario kendine inananları üzmeye bir süre daha devam edecekti. Saç stilleriyle de gündeme oturmaya başlamıştı Balotelli. Hayatı boyunca maruz kaldığı ırkçılıkla burada da mücadele edecekti. Bir süre sonra Mario'nun aklı başına gelmeye başladı ve en çok sempati topladığı olayı yaptı. Attığı golden sonra 'Why Always Me?' yaşan tişörtü açtı ve çoğu insan düşünmeye, onu araştırmaya başladı. Oynadığı futbol üst düzey olmasa da yaşı henüz 21'di. Onun için bundan sonra tek sorun çalışmamasıydı. Bunu hala aşabilmiş değil.

    Daha sonra ise onu futboluyla gündeme getirecek olan Euro 2012 başladı. Turnuvanın en zeki teknik direktörü Prandelli de ona inandı, sürekli forma şansı verdi. Elemelerde ırkçı saldırıya uğramasına, eleştirilmesine rağmen hep ilk 11'in başındaydı. İlk İspanya maçında kaçırdığı pozisyonla eleştiriler bir doz daha da arttı. Sonraki maçlar da goller kaçırmaya devam etti ancak onu topsuz oyunda izleyenler ne kadar büyük bir yetenek olduğunu anlayabilirdi. Bu çapraz koşuların ödülünü Almanya maçında fazlasıyla aldı. Ceza sahasının az gerisinden yaptığı vuruş herkesi kıskandıracak cinstendi. İtalya'nın adını finale yazdıran isim olurken, bundan sonraki tüm haberler onunla ilgili olacaktı.

 
     Turnuvada attığı ilk golle başarısını taçlandıran Mario'nun gollere sevinmemesi ise merak konusuydu. Kendisinin "Ben sadece işimi yapıyorum, postacı postayı dağıttığında seviniyor mu ki ben sevineyim" demesi ise oldukça çarpıcıydı. Gattuso'nun 'o sevinmiyorsa ben onun yerine de sevinirim' sözü etkili oldu mu bilinmez ama Almanya maçında attığı gole sevindi. Tabi ki gol sevinci de ona yakışacak çılgınlıkta olmalıydı. Formasını çıkardı ve vücut gösterisi yaptı. Gördüğü sarı kart hakkında 'hakem vücudumu kıskanmış olacak ki sarı kart gösterdi' sözleri ise eğlenceli bir insan olduğunu da gösterdi.

   
    Onun takdir edilebilecek bir yanı da soğukkanlı olması. Ronaldo'nun penaltıya gitmekten çekindiği zamanda korkusuzca penaltı atabilecek kadar soğukkanlıydı Mario. Benim için hep frikiklere çalışsa da izlesek diyeceğim bir oyuncu Mario. Herkesin bilip bilmeden eleştirdiği, çok zor şartlardan gelen bir yetenek. Adına yakışır şekilde tezahurat bile hazırlandı ülkemizde: Semti İkitelli, oynar çiftetelli, Alman'ı etti deli Mario Balotelli... İşte böyle bir adam Mario Balotelli bazen sorunlu bazen iyiliksever ancak her zaman çocuk ruhlu... Son olarak Mario için hiçbir şey geç değil; harika yetenekleri var ve çalışırsa bir Ronaldo olabilir kesinlikle.

 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder