Bu sezon Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'nin başındaki 3. sezonu. Her maçtan sonra, her kararında eleştirilmesine rağmen takımda ipleri eline aldı. Bir kısım tarafından çok yoğun bir şekilde baskı altına alınmaya çalışıldı. Kaybedilen şampiyonluğun sorumlusu olarak gösterildi haftalarca. Ancak onun teknik direktör yönü değil insan yönü sevildi hep. Takımın ne sorunu varsa her basın toplantısında çıkıp söyledi. Rakibi her zaman tebrik etti. Gollere sevindi bile nadir görülen bir adamdı. Hiçbir zaman tribünlere giderek şov yapmadı. En son TK Finali'nde tribünleri eğilerek selamlaması taraflı tarafsız herkesi mest etti. Akıllarda kalan bir başka görüntü ise Arena'da Stoch'un golünden sonra sevinen oyuncularını yedek kulübesini hışımla göndermesiydi. Onun teknik direktörlüğünü sonuna kadar tartışabiliriz ama saygısını, insanlığını asla.
Fenerbahçe taraftarı ve tüm spor medyası Fenerbahçe açısından ilginç bir yaz yaşıyor. Aykut Kocaman bu takıma çok büyük yenilikler getirdi. Takımın sadece görünen yüzünü değil arka plandaki kahramanları da çoğalttı. Takıma Galatasaray'ın doktorunu getirdi. Takımın sakatlıklarını azaltmak için çok iyi projeler geliştirildi. Samandıra'nın her yanı kameralarla sarılı. Aykut Kocaman formayı gerçekten çalışana vermek istiyor. Bunların yanı sıra takımın dışarı bağımlılığı git gide azalıyor. Topuk Yaylası tesisi yurt dışı kamp yerlerinden kat ve kat daha iyi. Samandıra'nın da yenileceğini düşünürsek tesisleşme adına iyi adımlar atılıyor(Ayrıca Ankara/İncek'te de bir tesis var).
Takımda yeni oluşan bir de transfer politikası var. Düşük maliyetli oyuncu deyip geçmeyelim. Geçen sezonki zoraki transferleri geçersek bu sene mantıklı hamleler yapılıyor. Takım içi dengeler çok önemli bu konuda. Cristian'ın yanına sürekli bir oyuncu arandı, daha da aranıyor. Cristian yıllık 1.5 milyon euro kazanıyor. Yanında yıllık 4.5 kazanan bir oyuncunun olması takım içi sınıf oluştururdu. Kaldı ki Alex bile 2.8 kazanıyor. Transferde ülkemiz harika pazar oynayamayan oyuncular için. Milli '3.5 milyon veririz yıllık gelir' sözümüz bunun en büyük kanıtı. Aykut Kocaman buna karşı çıktı ama nereye kadar acaba? Taraftar baskısı , başarı isteği yakında bu anlayışı öldürebilir. Ancak kısa vadede başarı yerine borçsuz, dışa bağımlı olmayan, oyuncuların değil kulübün önde olduğu bir takım çok daha cazip. Takımların oyunculara bağımlı olduğu ülkede oyuncuların tüm istekleri kabul ediliyor. Aykut Kocaman ise kulübün dediklerinin olacağı otoriteyi kurmaya çalışıyor. Şu ana kadar çok oyuncu gelebilirdi ancak takım Aykut Kocaman'ın kararı hepsi. Atılan adımlar ise karşılığını veriyor. Bunun en iyi örneği ise Kuyt'ın imza törenine şehitler dolayısıyla takım elbiseyle katılması.
Salih Uçan: Yıllardır Fenerbahçe'ye gelip kaybolan genç oyuncu gözüyle önemsenmedi ilk başta. Topuk Yaylası'ndaki kamptan sonra ise 'Kampın Yıldızı' başlıklarının ardı arkası kesilmedi. Tabi söylemek yetmiyordu kanıt lazımdı. İlk hazırlık maçında şans buldu Salih. Kesinlikle umut verecek cinsten bir oyuncu. Çoğu genç oyuncudaki eksiklik olan fiziksel güç Salih'de fazlasıyla var.
Dirk Kuyt: Yıllarca Liverpool'da oynamış tam bir profesyonel. Antremanlarda durmak bilmeyen enerjisi maçlarda daha da artıyor. Belirli bir standartı olması çok önemli. Gol kaçırır, top kaybeder belki ama koşmayı asla bırakmaz. Ayrıca bonservisinin 1 milyon euro'ya alınması da büyük başarı.
Mehmet Topal: Biraz da sürpriz bir şekilde takıma katıldı. Avrupa macerasını bitirmesini kimse beklemiyordu. Cristian'la iyi bir forma savaşına girebilirler. Zira bir orta saha transferi daha büyük olasılık.
Egemen Korkmaz: Geçen seneye kadar çok büyük sorun olacak Fenerbahçe savunmasına ilaç gibi bir isim. Taraftarla arası pek iyi olmasa da formanın hakkını vereceğini herkes biliyor. Bir de yabancı stoper geleceğine göre bir forma savaşı daha.
Recep Niyaz: Bana göre sezonun transferi. Alt liglerde harikalar yarattı. Oynadığı hazırlık maçlarında yeteneği çok bariz ortada ancak fiziği oynamak için yeterli değil. Alex'in varisi diyerek çıkan oyuncuların hepsinden daha yetenekli. Yeter ki camia yemesin Recep'e yedirsin.
Hasan Ali Kaldırım: Geçen sezon savunmacı bir bek izlemek zorunda kalanların hasreti sona erecek. Hasan Ali'nin hücumda geliştireceği çok şey var ancak her pozisyonda 2 kale arası mekik dokuyor. Sezonun flaş isimlerinden olabilir.
Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'sinde transfer bitti gibi gözükmüyor. Zorunlu bir şekilde giden Emre'nin yeri dolmuş değil. Ceza sahasını tehdit edecek bir orta saha oyuncusu gelebilir. Lass ismi sürekli gündemde ancak o transfer olursa boş olur. Aykut Kocaman da maç kaç yıldır maç oynamamış birisini takımda görmek istemez. Stopere gelirsek 3 seçenek var şu an takımda. Şampiyonlar Ligi'ne göre takviye yapılabilir.Şu an yapılacak bir transferin ön elemenin ilkinde oynaması çok büyük iyimserlik olur. Yobo gelirse lig için iyi olur ancak Rolando son yılların en iyi stoper hamlesi olur. Ekstra bir forvet transferi görmemiz de sürpriz olmaz.
Bu transfer için bir forvet oyuncusu da feda edilebilir.
Son olarak da Aykut Kocaman'ın istediği oyun düzenine bakalım. Hemen hemen her gazetenin bir köşesinde Aykut Kocaman-Alex sorunu yazar. Peki bunun doğru olma olasılığı? Kesinlikle yok. Aykut Kocaman takımı Alex'siz istese hazırlık maçlarında Alex'i neden oynatsın? Alex'in performansı da parmak ısırtacak cinsten. Laktak testlerindeki sonuçları, antreman performansı her sene çıkan 'Alex yaşlandı' haberlerini bir kere daha rafa kaldırdı. Konudan sapmadan 4-3-3'e dönersek; bu oyun düzeni Fenerbahçe için uygun olabilir çünkü takım zaten kanat ataklarından çok yararlanamıyor. Orta sahayı ve forveti ortada kuvvetli tutmak mantıklı olur. Ancak bu oyuncularla bu çok da mümkün değil.
Taraftar ve medya güvensin Aykut Kocaman futbolun geleceği için hamleler yapıyor sabır...







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder