Yeni yeni ilgi çekmeye başlayan Euroleague benim hayatımın
önemli bir parçası oldu. Artık atılan şutlarda oyuncuların heyecanlandığı kadar
ben de heyecanlanıyorum. Bazen nefret ettiğim bir takım iyi oynadığı için
attıkları sayılara deliler gibi sevinebiliyorum. 2 sene önce yeni yeni duyduğum
geçen sene izlemeye başladığım Euroleague’in bu sezonunu çok yakından takip
ettim. Geçen seneden hatırladığım şeylerden çoğu Fenerbahçe Ülker ile
ilgili. Emir Preldzic’in üst üste vurduğu 2 blok ve deplasmanda alınan efsane
galibiyetler Euroleague sevgimin başlangıcıydı. Tam da senesinde ilgi duymaya
başlamışım bu organizasyona. İnanılmaz anlara, maçlara, sayılara tanıklık ettim
birçok Euroleague sevdalısıyla beraber. Neler olmadı ki bu sezon? Spanoulis tek
başına şampiyon oldu, Türkiye 3 takımla temsil edildi, harika bir Galatasaray
basketbol seyircisi ortaya çıktı, namağlup takım CSKA’yı ezdi geçti aslanlar,
Fenerbahçe harika güzellikte bir salonla ilgi çekti, para babası CSKA şampiyon
olamadı, NBA lokavtından dolayı yıldız yağmuru başladı, favoriler elendi, kriz
içindeki Pana ve Olympiakos Final Four oynadı, 2 temsilcimiz son maçla veda
etti ve daha neler neler…
Ukic’in maçı uzatmaya götürdüğü basketi, Gist’in uçuşları,
Sloukas’ın bizi yıkan uçuk kaçık üçlüğü, Basile’nin tribünlere uçarak attığı
üçlüğü, Teodosic’in adeta topu havaya dikerek attığı şutu, Bo Maccaleb’in
herkesin içinden geçerek attığı turnikeleri, Panathinaikos taraftarının
ellerini açarak yaptığı “oleeey oleey oley oley” tezahüratını, Galatasaray
taraftarının CSKA ile ilgili pankartı, Domercant’ın attığı şutları,
Printezis’in şampiyon yapan basketini, Papanikolaou’nun Kirilenko’nun üzerinden
attığı sayıları, Kirilenko’nun smaçlarını, Schortsanitis’i 4 kişinin
sıkıştırdığı dakikaları, öldü denilen Jasikevicius’un yaptığı inanılmaz işleri,
sakatlıktan çıkıp gelen Mirsad’ın yaptığı mücadeleyi, İvkovic’in çaresizce
aldığı Dorsey’in harika savunma performansı, Maccabi seyircisinin sarı giyerek
oluşturduğu atmosferi, Obradovic’in takımı sıradan azarlamasını, kısmen kısa
olan Hines’ın dev adamlara vurduğu blokları, harika geri dönüşleri unutmak
imkansız.
Zalgiris-CSKA maçıyla başlayan bu heyecan İstanbul’da
düzenlenen Final Four’la sona erdi. Tadı damağımızda kalan bir sezon oldu. Daha
da ilgi çekecek bu organizasyonun bir parçası olabilirseniz hiçbir maçı
kaçırmayacak ve kendinizi oyunun içinde hissedeceksiniz. Kendimi bu oyunun
içinde hissettiğim sürece kalbim O.A.K.A’da, Nokia Arena’da, Sinan Erdem’de,
Ülker Sports Arena’da, Gdynia Sports Arena’da, RTL Spiroudome’da, Pala Desio’da,
Stechert Arena’da, Iraider Arena’da, Universal Sports Hall CSKA’da, Mediolanum
Forum’da, Palau Blaugrana’da, Bilbao Arena’da, Arena Zagreb’de, Paleastra’da,
Barış ve Dostluk Spor Salonu’nda, Pionir’de, Madrid’de, Jean Weille’da,
Zalgirio’da atacak.
Euroleague ve basketbolun adaleti kendisini bu sene öyle bir gösterdi ki artık yıldızlar değil birliktelik, takım oyunu, ruh, azim ve mücadele gerekli. Euroleague'in adaleti ve bütün basketbolseverin desteği inanan tribünlerde, günlerce çalışan oyuncuların yanında olacaktır. Seneye daha da NBA ile farkları azalmış, heyecanlı, görselliğin ve mücadelenin ön planda olduğu bir Euroleague'i Londra'da tamamlamak dileğiyle...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder