Bu sene öyle bir sinir harbi yaşandı ki; kimse milli takıma milli takım gözüyle bakamaz oldu. Kendi taraftarı olduğumuz kulüplerin sorunlarını hep milli takıma yansıtır olduk. Aslında bu sezon başlamadı bunlar: Avrupa'da rakip takımları destekledik senelerce. Son 2 sezondur olayımız ise "o başka kulübün oyuncusu, milli takımda olsa bile desteklemem ben" olayı. Bir kenara bıraktık beraber izlenen UEFA Kupası finalini, beraber sevindiğimiz Chelsea maçlarını. Artık elimizde ruhsuz bir milli takım var. Milli Takım Futbol Kulübü.Abdullah Avcı takımın başına geçmesiyle gençleri oynatmaya başlayacağını söyledi. Peki bunun nedenleri neydi? Genç oyuncuları seven bir toplum olmamız ve genç oyuncuların bize taraftarlığı bir kenara bırakarak bakma şansı vermesi çok da uzak nedenler değil gibi. Bu olayları bir kenara bırakıp yeni milli takımımıza bakmaya çalışalım bir de:
Abdullah Avcı
Onun zamanında büyüklerin belalısı haline gelen İBB'de çok iyi işler yaptı. Taraftar desteği görmese de korkulan bir takım haline geldi İBB. Oynattığı kontra atak futbolu zaman içinde bir sistem haline geldi ancak milli takım böyle oynayabilir miydi, işte bu bir soru işaretiydi. Sabırsız bir taraftar önünde geriye çekilen milli takım eleştiri alırdı. Bunların hepsini dikkate alarak çalışmaya başladığını belli etti bize Abdullah Avcı. Artık milli takımda bir devrim yapılmıştı; formayı hak eden oyuncu alıyordu. Mesut Özil ile başlayan gurbetçi oyuncularımızın başka milli takımları seçmesi, bizim için sorunlar yaratıyordu. Abdullah Avcı ile bu sistem de değişti, gurbetçi oyuncularla birebir görüşerek onlara değer verdiğini gösterdi. Kıyıda köşede kalmış tüm gurbetçileri izleyerek yeni yetenekler çıkarmaya başladı ki bu sadece başlangıç.
Alternatifli Dinamik Kadro
Çoğu milli takım kaleci sıkıntısı çekerken biz bu sorunu ne zamandır yaşamıyoruz ve uzun bir süre de yaşamayacağız gibi. Formda bir Volkan'a takımda her zaman forma var. Genç Mert'i, Ertuğrul'u, kendini geliştirebilecek Cenk'i, tecrübeli Sinan'ı da unutmamak lazım. Yeni yetişen kalecilerimiz artık kendilerini geliştiriyorlar. "Onun yan topları kötü", "Çok top sektiriyor" gibi kavramlar tarihe karışacak onlarla.
Senelerdir yakındığımız yavaş savunma da artık umut veriyor herkese. Ömer Toprak gerçekten kaliteli bir oyuncu ve kesinlikle ilk 11'de olmalı. Onun yanında kimin oynayacağı ise zor bir tercih. Genç Semih zaman zaman yaptığı hatalarla korkutsa da soğukkanlı oluşu onu öne çıkarıyor. Fenerbahçe'de iyi bir sezon geçiren Bekir ise hızlı ataklarda çok yetersiz ancak oyun dar alanda sıkıştığında vazgeçilmez. Hava toplarına çok hakim olan Egemen ise; bir başka alternatif. Sağ bek Gökhan'ın çok sık sakatlanması ise sürekli yeni oyuncular ortaya çıkarıyor. Serdar Kurtuluş en son çıkan isim ancak kesinlikle milli takımın sağ beki değil. Hamit'in oynaması en mantıklı seçim gibi gözüküyor. Solda Hakan Balta istikrarlı bir isim. Zaman zaman hatalar yapsa belirli bir performansı var. Şu ana kadar çıkan isimlerin hiçbiri ondan iyi değil. Ne İsmail, ne Caner ne başkası.
Orta saha konusunda en şanslı takımlardan biriyiz. Real Madrid de forma şansı bulamasalar da Nuri ve Hamit orta sahanın bel kemikleri. Atletico'lu Arda formunda olduğunda bu takımın tamamen lideri. Son hazırlık kampında tanıdığımız Sercan Saraer milli formayı kaptı gibi gözüküyor. Hızlı ve iyi orta kesen genç oyuncuya her zaman ihtiyaç vardır. Bir zaman yıldızı parlayan Gökhan Töre ise ancak iyi bir yedek olabilir. Takım oyununa uymayışı onun takımdan uzaklaşmasına neden olacaktır. Mehmet Ekici ve Tunay Torun ise onlardan bekleneni karşılayamadılar. Bu sezonun yıldızı Selçuk ise savunmaya yakın oynatıldığı takdirde atacağı ara paslarla takımın kaderini belirleyecektir. Gelelim Emre'ye: Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen onun topla içeri girişlerini yapabilecek bir başka oyuncu yok. Sıklıkla oynaması takımın hücum gücünü arttıracaktır. Mehmet Topal'ı da unutmamalıyız. Büyük takımlarla oynadığımızda kesinlikle oynamalı. Oyunun savunma yönünü kusursuz oynuyor. En zor tercihler orta sahada verilecek gibi.Son olarak takımın en zayıf halkası forvete bakalım. Sezonu 32 golle bitirmiş olsa da etkili savunmalar arasında kaybolan bir Burak var. Yaratıcı değil de bitirici bir oyuncu. Onun milli takımın forveti olduğuna inanmıyorum. Mustafa Pektemek'le başlayan hareketli forvet arayışı sürecek gibi gözüküyor. Yeniden Türkiye'ye dönen Umut Bulut ise tercihler arasında. Benim görüşüme göre bu takımda Mevlüt Erdinç'e kesinlikle yer var ve denenmeli. Hakan Şükür'den sonra kısmen Semih'le dolan forvet boşluğu çok başımızı ağrıtacak gibi gözüküyor. Bu sezon Gaziantep'te etkili oynayan Cenk Tosun da kendini geliştirirse çok rahat forma alacaktır.
Abdullah Avcı ve genç milli takımımız bizim için çok büyük bir şans. Destek verilirse en yakın turnuvada dikkat çekeceğimiz kesin. Milli takımın başarılı olması bizim yerli oyunculara daha güvenebilmemiz demek, Katar olmaktan çıkmamız demek. Tribünlerde omuz omuza olursak bu takım başaracak, inanın!


Her ne kadar Abdullah Reisin arkasında her daim yer almış olan BozBaykuşlar fenomenini bir kenara bırakmış olsan da kafa yapımızın değişmesi gerektiğine tamamen katılıyorum. Ancak, artık hayat standardımız haline gelen sen-bencilik ve ötekileştirmenin siyaset dışında hizmet sektöründe bile yer aldığı şu günlerde maalesef sporda yegane milli ruhun yer alabileceğine inancım pek kalmadı. Bir diğer bakış açısından da acaba spor adamları(yönetici, oyuncu, teknik kadro) da bu ayrımdan nemalanmak adına, destekçilik yerine taraftarlık ve tarafçılık anlayışını körüklemiyor mu?
YanıtlaSilKesinlikle.Zira çoğu takımımız taraftarlık duygusuyla yönetildiğinden zor durumda. Bu ortamın değişmesi zor, yöneticiler de gittikçe bizleşiyor.
YanıtlaSil