20 Haziran 2012 Çarşamba

Başka Turnuvaya Artık

                                                

A Grubu

Turnuva kuraları belli olduğunda kim çıksa sürpriz sayılamayacak bir gruptu. Takımların gol atamama sorunu özellikle göze çarpıyordu. Otoriteler Rusya'nın 1. olacağını iddia ederken ev sahibi Polonya'nın da 2. sırada olacağını söylediler. Çek Cumhuriyeti iddiasız görünse de etkili silahları vardı. Yunanistan'a ise 2004'ün sevilmeyenleri olarak şans verilmiyordu.


Rusya
   
     İlk maçların ardından en düzenli görünen, göze hoş gelen futbol oynayan tek takımdı. Çoğu sporsever tarafından sürpriz yapacağına inanılmıştı. Çek Cumhuriyeti'nin kötü olmasından yararlanarak çok sayıda pozisyon buldular. Patlama yapması beklenen Dzagoev bir nebze de olsa beklentileri karşıladı. Kerzhakov'un kaçırdıkları ilk maç umursanmasa da diğer maçlarda çok sorun yaratacaktı. Artık olgunluğu üzerine almış Arshavin ise bu yaşına rağmen ondan patlama yapmasını bekleyenleri yine üzdü.2. maç da Rusya kötü oynamadı ancak tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Polonya'nın beraberliği tesadüf değildi. Son Yunanistan maçında maçı umursamamaları da onları şoka uğrattı. Çok bariz gözüken bir konsantrasyon eksikliği vardı. Bu sorumsuzluk belki de bu neslin etkili olabileceği son turnuvadan onları uzaklaştırdı.
     Onlar adına turnuvanın en dikkat çeken isimleri orta sahanın önemli isimleri Denisov ve Shirokov'du. 3 gol atan Dzagoev ise bir diğer isimdi. Hayal kırıklığı yaratanlar ise şüphesiz Arshavin ve Kerzhakov'du. Rusya'nın evine erken dönmesinin bir başka nedeni ise Dick Advocaat'dı. Forvette kenarda oturan oyuncuları hiç düşünmemesi ve oyuncu değişikliklerini geç kullanması Rusya'nın sonunu hazırladı. Dışarıdan gözüken başka bir ayrıntı ise Advocaat'da bir teknik direktör havasının olmaması. Ne kararlara tepki gösterdi ne de oyuncularını uyarabildi.

Polonya

     Ev sahibi olmasalar hiç şans verilmeyen takımlardan biri olabilirlerdi ancak beklentiler büyüktü. Bundesliga'nın şampiyon takımından Kuba ve Lewandowski taraftarları heyecanlandırıyordu. Diğer ev sahibi Ukrayna'nın aksine daha şanslı bir gruptalardı. İlk maça çok iyi başlasalar da 10 kişi kalan rakiplerine üstünlük kuramadılar. 3. kaleci Tyton da olmasa kabus gibi bir başlangıç olacaktı. 2. maç iyi bir kontra atak futboluyla, yine 1 puanla yetinmek zorunda kaldılar. Son maç her şey onların elindeydi ancak olmadı. Lewandowski'nin çırpınışları, Tyton'un penaltıyı kurtarışı, o kadar taraftarın umutları boşa gitti.
    Bir başka Dortmund'lu Piszczek de kanattan yaptığı ataklarla göze battı.  Rybus ve Obraniak da iyi oynadılar ancak takımı gruptan çıkaramadılar. Polonya'nın başarısızlığına kenardan gelen oyuncuların etkisizliği de neden oldu. Lewandowski hiç dinlenme şansı bulamadı. Ne Pawel ne Adrian vasatı aşamadı. Bizim çok beğendiğimiz Grosicki ise kendine forma şansı bulamadı. Bundan sonraki turnuvalarda işleri bundan kat ve kat daha zor olacaktır.

B Grubu

Ve turnuvanın ölüm grubuna geldik. Danimarka haricindeki takımların hedefleri şampiyonluk. Grubun favorisi şüphesiz Almanya'ydı. 2. takım için Hollanda daha avantajlı gözüküyordu. Portekiz'in hazırlık döneminde tehlike sinyalleri vermesi onların şansını az göstermişti. Danimarka ise grubun en zayıf halkasıydı.


Hollanda

     Turnuvada beklentilerin en altında kalan takımdı portakallar. Total futbolun efendileri tek bir puan bile alamadı. Forvette Huntelaar mı Van Persie mi kararsızlığı arasında turnuvaya veda ettiler. Van Marwijk'in tercihleri küçümsenmeyecek derecede takıma etki etti. Van der Vaart ve Kuyt tercihleri çok tartışılacak cinstendi. İlk maçta grubun en zayıf halkası Danimarka'ya yenilmeleri çok iyimser karşılandı. Hataların üstü örtüldü. Bu turnuvada yavaş yavaş Hollanda ekolünün kaybolduğunu görmeye başladık. Etkili oyuncular çok çok olsa da olmadı. En büyük beklentinin olduğu Robin Van Persie; kaçırdığı gollerle, sorumluluktan kaçmasıyla hayal kırıklığı yarattı. Huntelaar forma şansı bulduğunda artık çok geçti. Eleme sürecinde başarılı bir oyun ortaya koyan Kuyt'un forma şansı bulamaması ise mantıksız bir tercihti. Robben takımın aslarından en iyisi görünümündeydi. Van der Vaart ise yeterli forma şansını bulsa Sneijder'i unuttururdu. Portakallar turnuvanın çok farklı bir ortam olduğunu bize gösterdi.


Danimarka
   
    Grupta en zayıf takım olarak gözükseler de son maç son dakikaya kadar şanslarını sürdürdüler. İlk maçta aldıkları galibiyet hala turnuvanın en büyük sürprizlerinden. Bendtner, Christian Eriksen, Rommedahl beklentilerin yüksek olduğu oyunculardı. 20 yaşındaki Christian Eriksen çok dikkat çekmese de genç yaşına rağmen umut verdi. Bendtner takım arkadaşlarının onu beslediği kadar oynadı, iyi bir görüntü çizdi. Rommedahl ise beklentilerin çok uzağındaydı. Oynadıkları Portekiz maçı onları turnuva dışına itti. Varela'nın golü Portekiz'in şansıydı. Haksız bir şekilde kaybettikleri o maçtan sonra kalan şansları çok azdı zira turnuvanın en büyük favorilerinden Almanya ile oynayacaklardı. Son dakikalara kadar maçı dengede götürseler de o gol gelmedi. İşleri kolay da değildi çünkü Almanya'nın bile elenme şansı vardı. Danimarka'nın kadrosu geleceğe dair umutlar yaratıyor. Bir diğer turnuvada şansları yine küçümsenmeyecek kadar var 1992 kahramanlarının. Bendtner'in aldığı ceza ise Danimarka ile birlikte hafızalara kazındı.

C Grubu

Favorilerin neredeyse kesin olduğu bir gruptu C grubu. Son şampiyon İspanya'nın eleneceğini kimse düşünmüyordu. Turnuva takımı İtalya ise yeni bir jenerasyonla sempati toplamıştı. Bizi eleyip gelen Hırvatistan ise sürpriz peşindeydi. Bilic'in öğrencileri kesinlikle iyi oynuyorlardı. İrlanda ise belki de turnuvanın en zayıf takımıydı.


Hırvatistan


    Turnuvada elendiğinden dolayı en çok üzüntü yaratan takımdı Hırvatlar. Çeyrek finali kaçıran takımlar arasında en çok onlar hak etmişti. Slaven Bilic'in teknik direktör karizması onların oynadığı futbolda çok etkiliydi. Sadece futbol oynamaya çalıştılar, çok yetenekli takımları olmasa da beğeni topladılar. İlk maçları da bizi yanıltmayacak cinstendi. Forvet Mandzukic takımın en önündeydi. Jelavic beklenilenin üstünde takıma katkı yaptı.Transfer döneminde adı Real Madrid'le geçen Modric, 50 milyon euro hak edecek bir oyun oynamadı. Ivan Perisic, Ivan Rakitic takım oyununa katkı sağladılar. Kaleci Pletikosa takımı sırtlayacak güzellikte bir oyun sergiledi.Bu kadar az oyuncunun ön planda olduğu bir durumda harika bir takım oyunu sergiletti Bilic. Rakitic'in atamadığı kafa golü onları sadece kalplerin çeyrek finalisti yaptı. Eminim ki futbolseverler sıkıcı bir İspanya oyunundan çok savaşçı Hırvatları görmek isterdi. Slaven Bilic'in de takımdan ayrılacağını düşünürsek takıma ruhuyla oynatan bir teknik adam gerek. 

İrlanda Cumhuriyeti


     Zayıf kadrolarıyla turnuvanın en zayıf halkası olduklarını kanıtladılar. Sonuna kadar mücadeleleri takdir edilecek olay. İddialarının olmadığı İtalya maçında maça ortak oldular beraberliği yakalamaları içten bile değildi. Given, Keane, Duff, O'Shea gibi tanıdık oyuncuları olsa da bireysel başarıdan bir hayli uzaktılar. Gelecek için ümit verecekleri bir kadroları da yok ne yazık ki. İrlanda için tehlike çanları çalıyor. Biz onları tribün dersi veren taraftarları, formalarındaki reklam ve formalarıyla hatırlayacağız. 


D Grubu


Turnuvanın en ilginç grubuydu D grubu. Turnuvalarda ne yapacağı belirsiz İngiltere, yeni kadrosuyla Fransa, İbrahimovic'li İsveç ve ev sahibi, Kral Sheva'lı Ukrayna...


İsveç
 
     Turnuvalarda yapacağı hep merak konusu olan bir takım İsveç. Bu sene çeyrek finale en çok yaklaşan takımdı. Her maçta öne geçseler de oyunu hiçbir zaman domine edemediler. İbrahimovic gibi bir yıldızın olması ise onların en büyük şansıydı çoğu zaman. Çoğu zaman çünkü İbrahimovic'in bencilliğine yenik düştüğü zamanlar yok değildi. Ancak Fransa'ya attığı gol onun ne kadar büyük bir yıldız olduğunu çok açıkça gösterdi. İsveç'in sorunlarına bakarsak; İbrahimovic'in orta sahaya kadar gelmesinin ardından diğer forvet oyuncusunun yalnız kalması en büyük sorunlardan biri gibi gözüküyor. Orta sahada pas yapacak oyuncu bulamamaları da İbrahimovic'in, Mellberg'in çabalarını boşa çıkardı. Bir Pirlo'su olsa İsveç'in 9 puanla bile gruptan çıkabilirdi, bunu yapabileceğinin mesajını verdi. Forvet hattı İbra hariç vasattı. Psv'nin yıldızı Toivonen ve Galatasaray'lı Elmander hiçbir varlık gösteremedi. Kağıt üstünde iyi de bir orta sahaları vardı aslında. Son maçta forma giyen Holmen'in neden oynamadığını düşünmeden edemiyor insan. Kallstrom kadar tecrübeli bir oyuncunun orta sahada liderliği alması gerekirdi. Elm de beklentilerin olduğu bir oyuncuydu ancak takıma ayak uydurdu. İsveç'in takım oyununa yönelmesi gerekiyor. İbrahimovic yaşlanıyor, diğer oyuncular kariyerlerinin sonundalar.


Ukrayna


     Ev sahibi olmaları nedeniyle gruptan çıkmaları için onlara da şans verildi ancak onlar şanssızdı. İngiltere'nin, Fransa'nın iyi olduğu bir zamanda bu gruptalardı. İlk maç Efsane Sheva'nın inanılmaz çabasıyla maçı kazandılar. 2. maçta kısa sürede yedikleri 2 gol onların umutlarını söndürdü. Son maç ise kazanmak için her şeyi yaptılar ancak Sheva sahada değildi. Hakemin bazı hatalı kararlarına bağlanabilir bu sonuç ancak çok pozisyondan yararlanamadılar. Tecrübeli oyuncularla gençlerin buluştuğu takımlar kategorisinin canlı örneğiydi Ukrayna. Iarmolenko ve Konoplyanka gelecek için çok büyük umutlar verdiler. Özellikle Konoplynaka iyi bir oyuncu. Gusev turnuvada takım için ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Hücumda çok tehlikeli olsa da savunmada büyük eksikliği var. Milevsky'nin sakatlık sonrası takıma katılması Ukrayna için önemli bir handikaptı. Bu turnuvada istediğini bulamayan Ukrayna'nın işi zor zira yaşlanan oyuncuların yerini nasıl dolduracakları merak konusu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder